deniz’in son sözleri gizlendi

6 05 2006

thko_dyi.jpgdeniz gezmiş, yusuf aslan ve hüseyin inan 6 mayıs 1972’de idam edildi. deniz’lerin mücadele arkadaşı ertuğrul kürkçü, 34 yıl geçmesine rağmen deniz’lerin son sözlerinin gizlenmeye, unutturulmaya çalışıldığını belirtti.

kürkçü, dönemin savcısının deniz’lerin sözlerini tutanağa geçirmediğini, avukatlar aracılığıyla, ancak 1980’den sonra o sözleri öğrendiklerine dikkat çekerek, kemalistlerin ısrarla, o son sözleri unutturmaya çalıştıklarını söyledi. kürkçü, o sözlere çok önem verdiğini belirterek, ‘ben o sözlerin her 6 mayıs’ta arkadaşların bize hatırlatıyor olmasını bir kazanım olarak görüyorum’ dedi.

röportaj: talip kaynar

sayın kürkçü, deniz’in ve arkadaşlarının idamını, 6 mayıs’ı nasıl değerlendiriyorsunuz?

işi hukuki olarak değerlendirmek gerekirsek; ne deniz’in, ne de diğer arkadaşların idam edilmesini gerektirecek hukuki bir gerekçe bulunmuyordu. yani o zamanki ceza yasalarına bakılarak bile değerlendirildiğinde idam edilmeleri gerekmezdi. benzer faaliyetlerde yer almış birçok insan ise idam cezasıyla yargılanmadı. idam kararı verilirken bunun yasa dışı olduğu bile bile idam edilmeleri, düzen açısından düşünüldüğünde bir ibret meselesidir. bu insanlar idam edildikleri takdirde devrim yapacak başkalarına ibret olması için göz göre göre yasa zorlandı. bu kararı hukuk değil, siyaset tayin etti.

deniz’lerin idam edilmesinin siyasal sebepleri arkasında neler olduğunu düşünüyorsunuz?

idam olayı aslında 68 ruhunun idam edilmesine yönelikti. çünkü askeri müdahale kendisini silahlı mücadele edenlerle sınırlandırmadı. o zaman öğretmen sendikaları, işçi sendikalarına saldırdı ve üniversiteleri dümdüz etti. yani 27 mayıs, türkiye sağı veya gericiliğinin bu dönemle üste çıkma, tüm mevzileri elde etme dönemi olarak da algılayabiliriz. tabii 27 mayıs sol bir darbe değildi, ama bununla birlikte türkiye sağı çok geriledi. türkiye işçi partisi (tip) meclis’e girdi ve türk sağı kendine güvenini kaybetti. daha sonra 69’larla birlikte insanlarda, türkiye’de parlamenter mücadele tarzı ile bir değişimin olmayacağına ilişkin yaygın bir kanaat oluştu. 15-16 haziran işçi hareketinin ima ettiği şey ve toplumdaki yaygın muhalefetin güçlü, gözü pek ve programlı bir mücadeleyi esas alan tarzı, devletin klasik idari tedbirlerle önlemler almasının artık yeterli olmayacağını gösterdi.

yani devlet mücadelenin silahlı bir biçime dönüşmesine deniz’lerin idamı ile son derece sert bir fren koymuş oldu. sonuçları açısından devlet amacına ulaşabildi mi?

bugünkü durumla baktığımızda isyana yönelik etkisi kendi ile sınırlı olan bir eylem, büyük bir ceza ile sonuçlandırıldı. bu yönelim devrim yapma iddiasında olan insanları geri adım atmaktan ziyade daha çok perçinleştirdi. son ölçekte insanların devrimcilere sempati duymasına ve onların yanında yer almalarına ve onlarla kendisini özdeş kılmasına sebep oldu. toplumun tüm ezilen kesimleri devrim yapmaya kalkıştığı için onlarla kendi arasında aidiyet ve empati ilişkisi kurmasına yol açtı. tabii ki o dönemde deniz’lerin ve kızıldere’de devrimcilerin öldürülmesi sol mücadele arenasında önemli bir önder tabakanın kaybına yol açtı. bu önemli liderlerin yitirilmesinden sonra sol mücadele sahası, bu önderlerin kaybının eksiklerini uzun dönem yaşadı.

o dönemlerde deniz’lerin mücadele arkadaşıydınız. nasıl kişiliklere sahiplerdi ve onları öncü kılan özellikler nelerdi sizce?

benim aslında daha yakından tanıdığım yusuf ile hüseyin’dir. çünkü ortadoğu teknik üniversitesi’nde sosyalist fikir kulübü’nün üyeleriydik. o nedenle onları daha yakından tanıyorum. deniz’i de tanıyorum fakat onlar kadar değil. bu arkadaşların üçü için ortak olarak söyleyebileceğim en önemli şey; hepsinin son derece yalın insanlar olmaları ve dolambaçlı hiçbir şeyi ifade etmemeleriydi. nasıl düşünüyorlarsa öyle yaşıyorlardı. yalın, çok açık konuşan, bir tartışmada lafı hiç dolandırmadan ne diyeceklerse onu diyen insanlardı. ikincisi, çok kararlı insanlar ve genç olmalarıydı. yani belirtmek istediğim; bu kadar kısa zaman içerisinde son derece derin bir inanç geliştirerek bunun izinde gitmiş olmaları etkileyicidir. aslında türkiye siyasi tarihinde şöyle bir siyasi spekülasyon vardır. ya, bu çocuklar saf iyi niyetli talebeler idi, bunları, bir takım güçler, ne olduğu belli olmayan birtakım komplolar kurarak kışkırttılar. okullarına gidiyorlardı defter kalemle falan filan… sonuçta bu yönde de kararlı, kendi fikirlerine sahip bir şekilde başkalarına manipüle olmaya olanak vermeyecek kadar insanı şaşırtan kararlı insanlar olduklarını söyleyebilirim. hüseyin’le ikinci sınıfta tanıştım. ondan duyduğum laf, ‘devrimcilerin gecekondu halkının sempatisini kazanmak için büyük mülkiyeti yerle bir etmeleri gerekir’ demesi ve bunun dolaylı değil de, doğrudan yapılması gerektiğini belirtiyordu. olsa olsa başkalarının hüseyin’i değil de, hüseyin’in bizi ateşlediği söylenebilir. üçüncü nokta ise, hepsinin de adanmış olduklarını belirtmek lazım. her türlü baskıya ve işkenceye sık sık rastlayan yusuf oldu. işkence altında iradesini korumak ve bilgi vermemekten tutalım da harekete kazanç sağlamak için köfte satmaya ya da dağda gidip keşif yapmaya, birbiriyle alakasız görünen yüzlerce işi yapıyordu. onlardaki inançlılık ve kararlılık her zaman benim gözümü kamaştırmıştır. özellikle deniz’in son sözlerinin bugün de her zaman türkiye’de devrim gerçekleşene kadar devrimcinin bir el kitabı olması gerektiğini ve temel üç konuyu 15 dakikalık zamana sığdırabilecek mirası olarak da görüyorum. bu sözlerle hemfikirim, o konuda en ufak bir mesele yok. önceki bütün tartışmaları bunlar sildi götürdü. ve denizler bütün sosyalistlerin üzerinde ortaklaşacağı bir hat çizdiler. marksist olmayan insanlarla da aralarındaki sınırı belirlemiş oldu. deniz’in başka birçok teorisyenden daha çok iş yapmış olduğunu, bu açıdan çok büyük bir hizmette bulunduğunu sosyalist harekete söylemek mümkün. derler ya insanın yaptığı en önemli şeyi, son yaptığı şeydir. deniz’in son yaptığı şey, sözleridir.

o günleri hatırladığınızda sizi etkileyen bir anınız var mı?

benim açımdan mesela çok kişisel, politik bir anıdan söz edecek olursam; deniz’in 1970’deki dev-genç kongresinde bizim yönetime gelmemiz için şahsen bana verdiği destek tabii çok önemli. o zaman söyledikleri hala kulağımda. bana çok kıymetli üç öğüt vermişti ve bu önümü açtı. birincisi şunu söylemişti; sen mahir’lerin takımındasın ama biz sana destek veriyoruz. fakat dev-genç’i bir fraksiyon örgütü olarak görme. biz de bunu yapmadık. ikincisi; gençlerin önünü açmalısın, bizim yaşımızdakilerin zamanı doldu, onlar başka yerde çalışmalı. nitekim çok genç bir merkez yürütme kurulu oluşturduk. nihayet en son söylediği de; dev-genç yasal alanda mücadele eden bir örgüt ama, dev-genç devrimci faaliyetin karşısında herhangi bir tavır almamalı. yani öğrenciler bununla aralarına mesafe koymamalılar. bu açıdan ben bunu önemli görüyorum. ve deniz’le bir kez daha konuşma fırsatı yakalayamadım. o kongreden başarıyla çıkmamızda deniz’in rolü ve desteği çok önemliydi.

peki genelde o yıllar değerlendirildiğinde deniz önplana çıkıyor. bunun belirgin bir sebebi var mı?

benim için en önemli şey devrimci ve sosyalist harekete bıraktığı çok önemli ayak izidir. bu hayata gözlerini sola açan bir kişide bu istikamatte yürüyecek bir yön tayin etmiştir. deniz bir tavır insanıdır. deniz aslında teorisyen değil ama en önemli karakteri, bir fikir ile davranış arasında bağı kuruyor olmasıdır. deniz bir misyon adamı. deniz’in kendisine yönelik söylediklerinin hepsi doğru. thko’nun bir neferiyim demiştir. ama gençlik hareketi içinde bir önder. thko içerisinde hakikaten deniz bir neferdir. örgüt içerisinde temel karar verenler içerisinde var ama daha çok sinan ve hüseyin bu kararları veriyordu. deniz en çok o ekip içerisinde hatırladığımız oluyor. çünkü o bütün düşünceleri hayata geçirecek ve başkalarında olmayan özelliklere sahipti. düşünceleri bir tavra büründürebiliyor. mizacı ile fikirler arasına bir mesafe girmesine izin vermiyor. deniz aslında utangaç da bir insandı. yani öyle çok insan içinde hızlı sosyalleşen ve hemen herkesle bağ kuran bir insan değildi. ama iş toplumsallaştığı zaman bütün bunları ve kendi kişiliğini aşabilen ve doğru mücadele tarzını kurabilmeyi başarmıştır. çok kısa sürede üç tane doğru davranışı yapınca, herkesin önüne geçti. hani yol ayrımları vardır ve oralarda oklar vardır. ve doğru istikamette ise doğru yola gidersiniz. deniz’in öyle bir ok olduğunu ve istikamet doğrultusu olduğunu, bu rolünün başka kimse tarafından devr alınamayacak kadar sahici yerinde ve zamanında olmuş olduğunu düşünüyorum. tartıştığımız kürt sorununda bile en cüretkarane sözleri o zaman idam sehpasında söylemesi çok önemli. deniz aslında kemalist bir gelenekten de geldiği için kemalistler deniz’i o şekilde hatırlamamızı isterler. son sözlerini unutmak eğilimindedirler. dedim ya önemli olan son sözdür. deniz’in tam olarak ne dediği ancak 80’lerden sonra açıkça yazılıp konuşuldu. o zaman tam ne dediğini savcı tutanağa geçirmedi. bunlar yasak sözlerdi ve orda bulunan avukatlarca yazıldı. ben o sözlerin her 6 mayıs’ta arkadaşların bize hatırlatıyor olmasını bir kazanım olarak görüyorum.

6 mayıs günü idam edildiklerinde bu sizi nasıl etkiledi?

kızıldere’de yakalandıktan sonra cezaevine konuldum. 6 mayıs’ta ilk defa bana gazete verdiler. ben kızıldere’de yakalandıktan sonra tüm nisan ayı boyunca sorguda kaldım. 6 mayıs’ta ilk kez gazete okudum. dolayısıyla ilk okuduğum haber arkadaşların idam edilmesiydi. çok acı verici bir şeydi benim için, çünkü arkadaşların idamlarını engellemek için harekete girişen arkadaşlardan on kişi de yaşamını yitirmişti. dolayısı ile çok yakından tanıdığım arkadaşlar oldukları için içim acıdı. ayrıca onları kurtaramadığımız için onların acısı üzerime çöktü. içimi derin bir yalnızlık duygusu kapladı. o zaman bile sıkıyönetim olmasına rağmen arkadaşların tavırları gazetelere yansımıştı. cumhuriyet gazetesinde yönetim değişikliği olmasına rağmen deniz’in yaşasın marksizm ve leninizm dediği yansımıştı. bu benim için etkileyici olmuştu.

kaynak: kürdistan post haber portalı, 06 mayıs 2006

Reklamlar

İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: