nurhak’ta bir şafak vakti

29 06 2008

turhan-feyizoglu2.JPG
turhan feyizoğlu

sinan-nurhak1.jpgnurhak’ta bir şafak vakti“, turhan feyizoğlu tarafından yazılıp cumhuriyet gazetesinde 25 mayıs 1998 – 7 haziran 1998 günleri yazı dizisi olarak yayınlanmış, daha sonra “sinan / nurhak dağlarından sonsuzluğa” adıyla kitaplaştırılmıştır.

simurg’un notu: sayın turhan feyizoğlu’na metni yayınlamamıza izin verdiği için teşekkür ederiz.


31 mayıs 1971’de sinan cemgil, kadir manga, alpaslan özdoğan nurhaklar’da; 2 haziran ‘71’de hüseyin cevahir istanbul’da katledildi.

sinan cemgil’den kaypakkaya’ya, yusuf aslan’dan deniz gezmiş’e uzanan bır yolculuk…

31 mayis 1971 günkü 13.00 haberlerinde, cihan alptekin ile tayfur cinemre adli gençlerin tekirdag’da jandarmalar tarafindan yakalandigi açiklanir.

‘onlar sizin için öldü’

radyonun 31 mayis 1971 pazartesi günkü 13.00 haberlerinde pespese iki haber yayimlanir.

birinci haberde, adiyaman’in gölbasi ilçesi inekli köyünde jandarmalarla girdigi çarpisma sonucu odtü ögrencisi sinan cemgil ile alpaslan özdogan ve erzurum atatürk üniversitesi ögrencisi kadir manga’nin öldürüldügü, mustafa yalçiner’in yarali, haci tonak’in da sag yakalandigi açiklanir.

ikinci haberde ise: cihan alptekin ile tayfur cinemre adli gençlerin tekirdag’da jandarmalar tarafindan yakalandigi açiklanir.

ayni gün gazeteler, ”ikinci” ve ”yildirim” baskilar yaparak, sekiz sütuna manset ve büyük fotograflarla olaylari aktarir.

o sirada mamak askeri cezaevinde tutuklu bulunan nuran agirnasli ve odtü mimarlik fakültesi ögrencisi ayten canatan ile maltepe’deki bir evde sibel erkan ‘i rehin tutan mahir çayan ve hüseyin cevahir, dinledikleri radyo haberlerinde sinan cemgil’in öldürüldügünü ögrenince, sinirlenir ve dönemin iktidarina hakaret eder.

denizli’nin bünyan ilçesinde oturan yazicioglu ailesi de damatlarinin öldürüldügünü duyunca sarsilir. çok sevdikleri sinan’in duvarda asili duran fotografina bakarak aglayan yazicioglu ailesi, duvarda asili olan yaprakli takvimin yapragini o günden sonra koparamaz. takvim, 31 mayis 1971 tarihinden itibaren koparilmamis olarak halen duvarda asili durmaktadir.

haberleri radyodan dinleyen ve gazetelerden okuyan binlerce aileden birisi de cemgil ailesidir. ogullari sinan’in öldügünü bu sekilde evde radyoda ögle haberlerini dinlerken ögrenen cemgil ailesi, adiyaman valisi nazmi çengelci ile gölbasi jandarma kumandanligi’ni telefonla arayarak olay hakkinda bilgi alir. yaptigi telefon görüsmelerinden sonra adnan bey, ”evet, dedi, evet nazife, oglumuzu öldürdüler… öldürdüler onu… gerçek bu, gerçek!”

olayin dogrulugunu ögrendikten sonra adnan cemgil, nazife cemgil ve aile dostlari orhan iyiler, sinan’in cenazesini almak için uçakla istanbul’dan malatya’ya, oradan da bir taksi ile gölbasi ilçesine giderler.

emekli albay yilmaz erkekoglui bu konuyu söyle anlatmistir:

”inekli köyünde 31 mayis 1971 tarihinde meydana gelen silahli çatismada ölen sinan cemgil, kadir manga ve alpaslan özdogan’in ailelerine cenazelerini alip almayacaklari seklinde gölbasi cumhuriyet savciligi’nca tel çekilmisti. geldiler!. teslim-tesellüm ile ilgili evraklar imzalandi. iller arasi cenaze nakil müsaade belgeleri ve diger prosedür bitti. dinen ve usulen bas sagligi dilendi. ve cenazeler sahiplerine teslim edildi.

oglunun cenazesini teslim aldiktan sonra adnan cemgil, bir konusma yapti. hatirlayabildigim kadar içerigi söyleydi: “ben varlikli bir aileden geliyorum. kendim ögretmenim. ekonomik durumum oldukça iyidir. oglumu en iyi sekilde yetistirdim. en iyi okullarda okuttum. ülkenin en güzide üniversitesi olan orta dogu teknik üniversitesi’nde okuyordu. hiçbir seye ihtiyaci yoktu. bu sonuç olmasa yüksek mühendis çikacak ve o da varlikli bir hayat yasayacakti. fakat o sizin iyiliginiz için öldü. bunu bilesiniz diye söylüyorum”, dedi.

köylülere baktim. biraz önce dikkatlice dinledikleri adnan hoca’nin sözü bitince, baslarini öne egdiler.”

sinan’in cenazesi teslim alindiktan sonra, istanbul’a getirilirken, yagmur yagmaktadir. nazife hanim, yagmur yagmaya baslayinca, ”oglum islanacak” diye düsünür.

mustafa taylan özgür öldürülüyor

odtü ögrenci birligi’yle beraber istanbul üniversitesi talebe birligi’ni (iütb) ele geçirmek amaciyla, ankara ve istanbul’dan devrimci gençler, kongre için çaba gösterir. iütb kongresi 25 agustos 1969 günü açilir. fakat çikan anlasmazliklar nedeniyle kongre, 13 eylül gününe ertelenir. iütb kongresinde arkadaslarina destek olmak amaciyla odtü ve ankara üniversitesine bagli bir grup devrimci genç, istanbul’a gelmeye karar verir.

mustafa taylan özgür, istanbul’a gelmeden bir gün önce, sinan cemgil, hüseyin inan ve alpaslan özdogan ile odtü yurtlarinda otururken sinan cemgil’in, ”taylan, istanbul’a gidiyorsun. gel bir fotograf çektirelim. bir is olur. hiç olmazsa hatira kalsin” istegiyle, dördü birden fotograf çektirir. sinan’in hanimi sirin o sira hamiledir. taylan da sinan’a ”gidip dönmemek, gelip görmemek var. çocugun dogdugu zaman kiz da olsa, erkek de olsa ismini taylan koy” der. daha sonra sinan, dogan çocugunun ismini taylan koyar.

odtü ögrenci birligi divan baskani münir ramazan aktolga, mustafa taylan özgür, mehmet sait kozacioglu, mustafa yalçiner, alpaslan özdogan, halil çelimli, hüseyin inan, sükrü isik, tuncer sümer, yusuf aslan, fehmi erbas, ruhi koç, ilhami aras ve deniz gezmis basta olmak üzere ankara üniversitesi ve odtü’ye bagli bir grup devrimci ögrenci, otobüsle istanbul’a gelir. gelen ögrencilerin hemen hepsi silahlidir.

ankara’dan gelen ögrenciler, itü gümüssuyu yurdu’nda kalir. ankara’dan gelenler arasinda çikan bir anlasmazlik nedeniyle hüseyin inan, sükrü isik, yusuf aslan, mustafa yalçiner, halil çelimli ve alpaslan özdogan, ankara’ya geri döner.

iütb kongresi, 23 eylül 1969 sali günü, istanbul üniversitesi merkez binada baslar. sagcilarin adayi atilla kiliçoglu, solcularin adayi suayip dilmen’dir. iki grup da hazirlikli gelmistir. ankara’dan gelen mehmet sait kozacioglu, yaninda mustafa taylan özgür oldugu bir sirada merkez bahçede silahini çekerek bir kaç el ates eder. sait kozacioglu polis tarafindan yakalanarak gözaltina alinir. mustafa taylan özgür ise polisten kaçmak isterken beyazit meydani’nda silahla vurularak öldürülür.

taylan özgür’ün öldürüldügünü ögrenen devrimci ögrenciler, 23 eylül günü aksami odtü’de toplanarak ne yapacaklarini kararlastirir. yusuf aslan, arkadasi taylan’i kaybetmenin üzüntüsü içinde bir sise sarap alir ve gözyaslari içinde mustafa yalçiner’in yanina gider. yalçiner ile aslan gece, kampustan sehire iner. sokakta rastladiklari birkaç amerikali subaya saldirip döven aslan ile yalçiner, tuslog binasini da kursunladiktan sonra odtü’ye geri döner.

24 eylül 1969 çarsamba günü sabah saat 10.00’da atatürk aniti’nin önünde toplanan ögrenciler, önce istiklal marsini söyledikten sonra mustafa taylan özgür için iki dakikalik saygi durusunda bulunur. bu sirada odtü rektörlük damina yerlestirilen siren 2 dakika çalinir. atatürk aniti önünde toplanan kalabaliga, polis tarafindan aranan sinan cemgil, hitap ederek sunlari söyler:

”bir devrimci kardesimiz polis kursunu ile kahpece öldürülmüstür. devrimci sehitlerin matemini tutacak zamanimiz yoktur. devrimcilerin postunu ucuza satmayacagiz. gün gelecek türkiye’nin bagimsizligi ve kurtulusu için gerekirse hepimiz vurulacagiz. bunlar bizi korkutmuyor, üzmüyor ancak kinimiz bileniyor. taylan özgür’ün ardindan matem tutmayacagiz, mersiyeler düzmeyecegiz. o, 24 saatini devrime adamis bir kisiydi. yapilacak çok islerimiz vardir, ikinci kurtulus savasinin ilk kursunlanan devrimcilerinden sonra bizler de düsebiliriz, bunu korku degil varacagimiz serefli bir nokta olarak kabul ediyoruz. taylan, kommer ‘in arabasini yakarak devrim için ilk kivilcimi atmisti. bu kivilcim devam ettirilecektir. türkiye’de cia artik bir adam temizleme kampanyasi açmistir. yilmiyoruz, korkmuyoruz.”

daha sonra fkf genel sekreteri ruhi koç , ögrencilere, ”mustafa kemal andi’ni” yaptirir. bir ögrencinin atatürk aniti’ndaki mesaleyi yakmasindan sonra törende bulunan ögrenciler dagilir. anma töreninden sonra odtü öb genel kurul baskanligi, ankara üniversitesi ögrenci birligi ve fkf, ”türk halkina” basligiyla ortaklasa su bildiriyi yayimlar:

”türkiye halkinin 2. milli kurtulus savasinin en önde milli kahramanlarindan devrimci kardesimiz mustafa taylan özgür dün, kahpece polis kursunlariyla vurularak öldü. anisi bize önder olsun.

taylan özgür’ün bir tek düsüncesi vardi: devrim. o, günün 24 saatinde devrimciydi. taylan bir tek sey için yasiyordu: devrim ugruna ölmek.

taylan’in ismi devrim tarihine geçecek, hem de 2. milli kurtulus savasimizin mesalesini yakan devrimci olarak geçecek. o, devrim mesalesini vietnam celladi kommer’in arabasi üzerinde ateslemisti.

taylan özgür, sahibi ve evlatlari oldugumuz bu topraklarin ulusal kurtulusu, halkimizin özgür olmasi, türkiye’mizin dünya uluslari arasinda devrimci yerini almasi ugruna verdigimiz kavganin ne ilk ne de son neferidir.

taylan özgür gibi binlercemizin ölümü pahasina ergeç emperyalizm boyundurugu kirilacak, ülkemizi ahtapot gibi saran namussuzlar tayfasi yok edilecek, türkiye ulusal kurtulusçularin yönetimine geçecektir.

yasasin halk savasinin zaferi. kahrolsun polisini ögrenci avina çikaran isbirlikçi iktidar.”

odtü’de durum gerginlestigi için rektör kemal kurdas , üniversite ile sehir arasindaki otobüs seferlerini iptal ettirir, odtü-öb ile odtü sosyalist fikir kulübü’nün telefonlarini kestirir. anma töreninden sonra odtü’nün çesitli fakülte ögrenci dernegi baskanlari, ankara üniversitesi ögrenci birligi ikinci baskani atilla sarp, ankara itia ögrenci dernegi baskani mehmet demir, fkf genel sekreteri ruhi koç ile fkf istanbul sekreteri temsilcisi, odtü ögrenci birligi odasinda toplanti yaparlar.

toplanti sirasinda, bir ögrencinin, jandarmanin, hakkinda giyabi tutuklama karari bulunan sinan cemgil ile ahmet sina’yi yakalamak üzere, dernek binasina gelmekte oldugunu söylemesinden sonra toplanti dagitilir, ögrenciler, arkadaslarini, bilinmeyen bir yere kaçirir.

bu sirada istanbul’da mustafa taylan özgür’ün naasi, arkadaslari ve ailesi tarafindan morgdan alinir ve eller üzerinde tmgt’ye götürülür. burada ögrenciler, saygi durusunda bulunduktan sonra istiklal marsi ile atatürk’ün bursa nutku okunur. oglunun tabutunun basinda bir konusma yapan emekli subaylardan hasan özgür, sunlari söyler:

”oglumun akan kani türk gençligine helal olsun. bir oglum gitti fakat geride on binlerce oglum kaldi. temennim, bu sonuncu olsun, evladim hepinize kurban olsun.”

tmgt’deki törenden sonra üniversite ögrencilerinin olusturdugu büyük bir konvoy ile atatürk (yesilköy) havaalani’na getirilen cenazenin basinda ögrenciler nöbet tutar. tabut daha sonra uçaga yerlestirilir ve cenaze 17.30’da kalkan uçakla ankara’ya gönderilir.

esenboga havaalani’na giden 200 kadar ögrenci, ”katil polis”, ”kahrolsun emperyalizm” diye bagirarak uçakla getirilen ve türk bayragina sarili tabutu gece teslim alir. özel bir ambulans ve 20 otomobillik bir kortej ile odtü’ye dogru yola çikan korteje zaman zaman polis vasitalari da refakat eder.

odtü’ye gelindikten sonra cenaze, ögrenci yurtlarinin bulundugu sahada bir masanin üzerine yerlestirilir, ögrenciler, bu arada yurtlardan çikanlarla birlikte ”kahrolsun katil polis” diye bagirir. ögrenciler, meydanda yaktiklari atesin çevresinde toplanarak sabaha kadar nöbet tutar.

taylan özgür defnediliyor

25 eylül persembe günü, sabahin erken saatlerinde münir ramazan aktolga ile bazi arkadaslari, rektör kemal kurdas ile bir görüsme yaparak taylan özgür’ün cenazesini odtü bahçesine gömmek istediklerini söyler. kurdas, ”her ögrenci taraftar oldugu kimseleri üniversite bahçesine gömmek isterse, burasi mezarlik olur” diyerek bu istege karsi çikar. rektörün karsi çikmasina ragmen ögrenciler, odtü’nün giris kapisi ile rektörlük binasi arasinda bulunan ve adina ”ilim agaci” denen bir agacin altina mezar kazar ve cenaze namazini kilacak imami da buraya getirirler.

bunun üzerine kurdas, çankaya ilçe jandarma karakolu’ndan yardim talep eder. çankaya ilçe jandarma komutani turan akin, münir ramazan aktolga ile görüserek cenazenin üniversite bahçesine gömülmemesi konusunda kesin emir aldiklarini ve buna mutlaka engel olacaklarini söyler. ögrenci liderleri aralarinda yaptiklari toplanti sonunda, cenazenin asri mezarliga gömülmesini kabul eder.

saat 11.00 civarinda taylan’in cenazesi, ögrenci yurtlarinin bulundugu yerden alinarak rektörlük binasina kadar eller üzerinde tasinir. ögrenciler, rektörlük binasi önündeki bayragi yariya indirmek ister. bunun üzerine jandarma subaylari ile ögrenciler arasinda tartisma çikar. subaylar, odtü rektörü’nün bayraga dokunulmamasi hususunda emir verdigini söylemesi üzerine tartisma sona erer. taylan özgür’ün cenazesi için odtü rektörlük binasinin önünde abd büyükelçisi komer’in arabasinin yakildigi yerde bir tören yapilir.

münir ramazan aktolga, bir otomobilin üzerine çikarak ”taylan özgür kardesimiz emperyalizme karsi çiktigi için sehit düsmüstür. simdi sol eller havada olarak sizi bir dakikalik saygi durusuna davet ediyorum” der. gençler, sikilmis yumruklarini havaya kaldirarak saygi durusunda bulunur. daha sonra tandogan meydani’na otobüslerle gelen ögrenciler, burada özgür’ün tabutunu omuzlarina alarak camiye kadar yürür. cenaze törenine tabii senatör suphi karaman, suphi gürsoytrak, niyazi agirnasli ve prof. muammer aksoy da katilir. özgür’ün cenaze namazi ankara maltepe camii’nde kilinir.

caminin esas imami olan ismail cosar , bagimsiz milletvekili adayi oldugu ve seçim propagandasi için çankiri’ya gittiginden yerine bakan imam sadik agaç da ancak yarim saat sonra bulunur. saat 11.00’de baslayan tören, yürünen yolun fazlaligi ve kortejin kalabalikligi nedeniyle tam 6 saat sürer. taylan’in cenazesi binlerce ögrencinin katilimiyla asri mezarlik’ta topraga verilir.

inan yakalaniyor

el- fetih kamplarinda yaptiklari yirmi günlük bir egitimden sonra hüseyin ve 15 arkadasi, 1 subat 1970 pazar günü, suriye sinirindan gizlice türkiye’ye girer. grubun bir kismi diyarbakir’a gelir. hüseyin inan, alpaslan özdogan ve mustafa yalçiner, yanlarinda getirdikleri silahlari diyarbakir surlarinda bir yere gömer. daha sonra diyarbakir tip fakültesi önünde bulusmak için anlasilir.

fakat, tip fakültesi önüne geldiklerinde fakültenin polis tarafindan basilmis oldugunu gören hüseyin, alp ve yalçiner, adana’ya gitmek için diyarbakir disindan bir benzin istasyonunda otobüse biner. hüseyin ile alp, yan yana koltuklara, yalçiner tek basina oturur. otobüs, gaziantep yakinlarinda bir yerde jandarmalar tarafindan durdurularak aranir. hüseyin ile alp, yan yana koltuklarda oturdugu için gözaltina alinir. yalçiner, sans eseri kurtulur ve adana’ya gelir. yalçiner, daha sonra ankara’ya gider. müfit özdes, teoman ermete ve atilla keskin ise malatya’da tren garinda yakalanir. sonuçta, yakalananlardan hüseyin inan, atilla keskin, teoman ermete, müfit özdes, ercan enç, alpaslan özüdogru, hamit yakup, ahmet tuncer sümer, kadir manga, ali tenk, bahtiyar emanet tutuklanir ve diyarbakir tutukevi’ne konur. filistin’den dönenlerden mustafa yalçiner, ahmet erdogan ve diger 3 kisi, yakalanamaz. fakat, yakalananlarin emniyet’te verdigi ifade nedeniyle mustafa yalçiner ile ahmet erdogan, giyabi tevkif karari ile aranmaya baslanir.

el-fetih dönüsü hüseyin inan (solda, yanindaki mehmet nakipoglu) diyarbakir’dan adana’ya giderken bindigi otobüs gaziantep yakinlarinda jandarmalar tarafindan durdurulur. yan yana oturan hüseyin inan ile alpaslan özdogan yakalanir, ön koltuktaki mustafa yalçiner ise kaçmayi basarir.

sinan cemgil, hüseyin inan ve diger gençler devrimci mücadelelerini daglarda sürdürme karari alir, gerekli malzeme 1970 kasim ayinda odtü’den yola çikar

malatya eylem üssü oluyor

hoca yetenekleri dolayisiyla sinan, her zaman aranan birisi olmustur. dönüsüm dergisinin yazi kurulunda görev almis, odtü sosyalist fikir kulübü baskanligi yapmis, 8-9 mart 1969 günleri ankara’da yapilan tip genel yönetim kurulu toplantisi’nda tip bilim ve arastirma kurulu’nun gençlik islerinden sorumlu bürosuna yönetici olarak seçilmistir.

sinan, politik birikimi ve hitabet yetenegi açisindan herkesçe kabul edilen bir isimdir. okumaya düskündür. nurhak’ta dagda iken bile mao’ nun üç ciltlik, ”seçme eserler” ini sirt çantasinda tasir ve mola verdikleri yerlerde okur. tip genel baskani mehmet ali aybar’ a, üyeler ve arkadaslari, genellikle, ”hoca” diye hitap ederler. tip üyesi sinan da arkadaslarina çogunlukla ”hoca” diye hitap eder. ”hoca” lafi odtü ögrencileri arasinda yayilir. özellikleri nedeniyle, sinan’a ”hoca” lakabi takilir. hatta, türkiye ögretmen sendikasi (tös), 1968 yili içinde: 1- mesleki alanda olsun, halk içinde olsun örgütlenme, 2- kapitalist düzen uygulamalarina direnis, 3- emperyalizme ve sömürüye karsi çikma, 4- tam bagimsizlik fikrinin yayilmasi, 5- halka dönük ve halk yararina isleyen devrimci egitim, 6- ve anayasanin tam uygulanmasi; konularinda halka, ögretmenlere, aydinlara ve ögrencilere önderlik eden ve ugradiklari baskilara, hatta fiili tecavüzlere aldirmadan etkinliklerini sürdürdükleri anlasilan bir ögretmen ile bir ögrencinin kahraman olarak seçilmesine, bunlarin birer plaket ile 1000’er lira degerinde kültür yapiti armagan edilerek mükâfatlandirilmasina karar verir. armagana aday olarak sinan cemgil, harun karadeniz, yusuf küpeli, fevzi altug, murat cahit kogacioglu, zeki saruhan, timur erkman, halit koçer ve ibrahim kaypakkaya gösterilir. bu maksatla doç. dr. osman nuri koçtürk, nejat erder, hürrem arman, mehmet durukan, demir ünsal, cahit senkol, safa güner’ den olusan jüri, 16 ögretmen ve 10 ögrenci aday arasindan yaptigi degerlendirme sonunda eski itü-öb baskani harun karadeniz’i, ögretmenlerden eski malatya tös subesi baskani h. nedim sahhüseyinoglu’ nu armagana layik görür. armaganlar, 29 haziran 1969 pazar günü aksaray’da bulunan tös binasinda yapilan bir törenle kahraman seçilenlere verilir.

sinan, bu sira, ankara hukuk fakültesi ögrencilerinden sirin yazicioglu ile eskisehir’de evlenir. sinan ile sirin’in nikâh sahitligini sbf ögrencisi nihat akseymen (rasit yörükoglu) ile emine engin yapar. sinan ile sirin, evlendikten sonra sihhiye’de bir evde yasamaya baslar. ev, bodrum katinda oldugu için yagmur yagdigi bir dönemde evi sel basar. bu nedenle, odtü’de asistan olan aydin karagözoglu’ nun evinde bir süre kalir. daha sonra, aydin karagözoglu’nun evinden ayrilan sinan’i, mimar gürol gürkan otomobiliyle aydin’a götürür.

gizli komünist partisi

11 nisan 1969 günü verilen giyabi tutuklama karari ile polis tarafindan aranmaya baslanan sinan, hüseyin inan’ in, bir grup arkadasiyla filistin’e gitmesinden birkaç gün sonra 13 ekim 1969 pazartesi gecesi ankara’dan giden bir emniyet ekibi tarafindan 14 ekim sali günü, eski chp milletvekili olan ve aydin’da avukatlik yapan, dayisi nedim müren’ in yaninda yakalanir. hakkindaki giyabi tutuklama karari aydin savciligi’nca vicahiye çevrilen sinan, ankara’ya getirilir.

sinan, ankara emniyet müdürlügü’nde basin mensuplarina su açiklamayi yapar:

“polise mukavemet ve patlayici madde bulundurmaktan suçlaniyorum. bana zabitaca bir baski yapilmadi. aydin’da iken beni buldular ve aydin’dan afyon’a kadar bir vasita ile geldim. afyon’dan sonra da emniyete ait oldugunu tahmin ettigim siyah bir volkswagen otomobil ile ankara’ya getirildim. emniyet yetkililerinin benden ifade almaya kalkismalari üzerine, ‘sizlere sadece adimi soyadimi söylerim. ifade ancak savcilikta alinir’ dedim ve ifade vermeyi reddettim.”

ankara emniyet müdürlügü 1. sube müdürü altan ünal da sinan’in yakalanmasi hakkinda sunlari söyler:

“sinan cemgil üniversiteden ayrildiktan sonra aydin’da bulunan dayisinin yanina gitmis. biz de kendisini aydin’da, buradan gönderdigimiz bir ekip vasitasi ile yakaladik.”

giyabi tutuklama karari ile aranan ahmet sina da 11 kasim 1969 günü yapilan durusmaya giderek teslim olur.

sinan ayni dönem, ”gizli komünist partisi” kurduklari gerekçesiyle ankara ikinci agir ceza mahkemesi’nde deniz gezmis, yusuf küpeli, münir ramazan aktolga, aydin karagözoglu, sema karagözoglu, bingöl erdumlu ve mustafa kemal çamkiran’ la birlikte yargilanir. kisa bir süre tutuklu kalan sinan, 24 aralik 1969 çarsamba günü, bes bin lira kefaletle serbest birakilir.

hamile olan sirin, bu sira dogum yaparak bir erkek çocuk dünyaya getirir. çocuga ”taylan” adi verilir. 1969 yilinda odtü’de okuyanlardan sadece sinan degil, ögrenci hareketlerinin içinde aktif olarak yer alanlardan birçok kimse de evlenmistir. 1 temmuz 1969’da mehmet akin atauz ile sevil güvezne, 1969 agustos ayinda da çagatay anadol ile aysen besen evlenir. çagatay anadol ile aysen besen’in nikâh sahitleri sinan cemgil ile atilla keskin’dir.

sinan’in oglu taylan dogduktan kisa bir süre sonra akin ile sevil atauz’un 15 subat 1970’te bir kiz çocuklari dünyaya gelir. akin atauz, bir çocuklarinin oldugunu haber vermek için aydinlikevler’de iki katli bir evin alt katinda oturan arkadasi sinan’a gider. sinan, taylan’in altini degistirmektedir. ”sevil dogum yapti.” ”ne oldu?” ”kizimiz oldu.” bu sirada taylan, aglamaya baslar. sinan, bunun üzerine, ”bak gördün mü, kizin adini duyunca nasil bagiriyor” der. akin atauz ile sinan saka olarak taylan ile ayse devrim’ e ”besik kertmesi” yaparlar.

sinan, çok daha sonra, 1971 yilinda bir gün, akin atauz’a gider. atauzlarin evinde sevil hanim’in amerikan kiz koleji’nden arkadasi olan sbf mezunu bir misafiri vardir. sevil hanim, akin atauz ve misafirleri, ”türkiye’de emperyalizm var mi, yok mu?” tartismasi yapmaktadirlar. gece geç bir vakit evin kapisi çalindiginda akin bey kapiyi açar ve sinan’i karsisinda görünce çok sevinir. içeri davet eder ama sinan içeri girmez: ”yok, gelemeyecegim. arkadaslar, disarda otomobilde bekliyorlar. yarin sirin evde olmayacak. benim de bir isim var. taylan’i birakacak bir yer yok. getirip size biraksam olur mu?” ”ne demek, tabii getir. biz evdeyiz, bakariz.” ”tamam. yarin getiririm. tesekkür ederim” diyen sinan, tam gidecekken geri döner ve ”ayse devrim nasil, büyüdü mü? görmem mümkün mü?” der. ”simdi uyuyor.” ”olsun bir bakayim ayse devrim’e.” sinan, ayse devrim’in uyudugu odaya götürülür, ayse devrim’e bakar, ”ne kadar büyümüs” der ve basini oksar. daha sonra evden ayrilan sinan’i, sevil ve akin atauz’un bu son görüsleridir.

hasan ataol’ un dedigi gibi:

”thko, bir parti gibi görevleri yazili olarak belirlenmis insanlarin olusturdugu bir örgütlenme degildi. hani, toplumda yasalastirilmamis, teamülen uygulanan bazi kurallar vardir. thko iste böyle bir seydi. ayni duygulari paylasan, ayni amaci güden, birbirlerine alabildigine güvenen, birbirlerini seven, sayan insanlarin olusturdugu dar bir arkadas grubuydu.”

bu dar arkadas grubunun içinde döb’den gelenlerin disinda thko olarak adlandirilan hareketi olusturanlarin hepsi ”türk solu” ve ”aydinlik” gibi çevrelerin savundugu mdd tezine olumlu bakmamis, o çevrelerden uzak durmuslardir. tip kökenli olan bu gençler, partiyi sonuna kadar desteklemis, fakat parti içinde tartismalar çikip hiziplesmeler baslayinca, hiçbir hizibin yaninda olmayip kendi baslarinin çaresine bakmislardir.

mihri belli bunu söyle dile getirmistir:

”hüseyin inan’i az taniyordum. bir-iki kez bizim eve gelmis, konusulanlari dinlemekle yetinmis, hemen hemen hiç agzini açmamisti. ötekileri daha da az taniyordum. sinan, adnan cemgil’in ogluydu. onu bebekliginde bir kez görmüstüm. aydinlik’ta bir-iki kez karsilasmistik. pek yakinlik göstermemisti.” (1)

sinan, 1970 yili sonunda, yusuf, mahir ve münir tarafindan olusturulan harekete katilma konusunda yapilan öneriyi de geri çevirmistir.

yusuf küpeli, bu konuda sunlari söylemistir:

”1970 agustos ayinda ben tahliye olduktan sonra mahir, ben ve münir, sinan cemgil’i evinde ziyaret ettik. münir ve sinan, ayni okuldan iyi arkadas idiler. benim de sinan’la bir arkadasligim vardi. sinan’in mahir ile arkadasliklari yoktu. sinan’in evine, birlikte örgütlenme teklifi yapmak için gittik. o, bizi kibarca reddetti. böyle bir serüvene girmek istemiyordu, düsünceleri farkli idi. o günkü konusmalarina göre, deniz ve hüseyin inan grubu birlikte olmasi da bence olanaksizdi, ama herhalde arkadaslik baglari nedeniyle fazla direnemedi.”

tdgf’nin son kongresi

”dagcilar” , mücadelelerini dagda sürdürecekleri için bu dönem sehirde örgülenmeye çok fazla önem vermez. tdgf kongresi, 17 ekim 1970 cumartesi günü, sbf konferans salonu’nda baslar. hüseyin inan, sinan cemgil, tuncer sümer, atilla keskin, mustafa yalçiner, ahmet erdogan ve alpaslan özdogan, tdgf kongresi’nin yapildigi gün, odtü’den dogruca kongrenin yapildigi salona gelir. erzurum atatürk üniversitesi delegelerinden sadik soysetenci , kadir manga, cengiz baltaci, mehmet nakiboglu da kongreye katilanlar arasindadir. istanbul’dan da cihan alptekin ve arkadaslari katilir. deniz, kongreye katilip oy kullanacak olan arkadaslarina, ”ertugrul kürkçü’nün desteklenmesi” gerektigini söyler. kongrede, bazi konusmacilar dinlenir. konustugu sira dogu perinçek’ e saldirilar olur. ”dagcilar” perinçek’e yapilan saldiriyi ”zorbalik” olarak nitelendirirler. malatya, tunceli ve adiyaman bölgesini inceleyen ‘dagcilar’ grubu yapacaklari mücadale için en uygun yerin malatya oldugunu belirlerler. yapilan plan geregi sinan ile teslim töre, daha sonra, arabayla gece saat 12.00’de odtü arazisinde söylenilen yere giderler. malzemeler arabaya odtü arazisinden yüklenir. yükleyenler arasinda deniz de vardir. mustafa yalçiner ve teslim töre, malzeme yüklü arabayla 1970 kasim ayinda malatya’ya hareket ederler.

polis kulübesi silahla taraniyor

23 aralik 1970 çarsamba günü, ankara hukuk fakültesi önünde vurulan devrimci ögrencilerden ilker mansuroglu , 28 aralik 1970 pazartesi günü aksami tedavi edildigi hastanede ölür. bunu duyan ”dagcilar” , tepkilerini dile getirmek amaciyla bir eylem yapmayi kararlastirirlar. ”dagcilar” a göre, sorunu artik sagci-solcu gençlerin çatismasi olayindan çikartmak, kavganin yönünü esas hedefe çekmek gerekir. esas hedef ise amerikan emperyalizmidir. bu nedenle eylem için amerika büyükelçiligi seçilir. yusuf aslan ile ahmet tuncer sümer , eylemde kullanilacak otomobili bahçelievler ari sinemasi’nin önünden çalarak, hüseyin inan ‘a götürüp verir. hüseyin bu eylemden sonra, tuncer sümer ile semih orcan ‘a haber gönderinceye kadar besni’ye gidip beklemelerini söyler. subat ayina kadar besni’de kalan tuncer sümer ile semih orcan, ankara’dan gelen kadir manga ile birlikte besni’den ayrilarak malatya’ya gider, güvercinlik magarasinda bulunan arkadaslarina katilir. 29 aralik 1970 sali günü sabaha karsi saat 04.00 civarinda otomobille abd sefareti önüne gelen sinan, deniz , hüseyin ve yusuf , abd sefareti önünde nöbet tutan polis memurlari nuri selçuk ile vahap çinar ‘i silahla tararlar. otomobil daha sonra polis tarafindan odtü arazisinde terk edilmis olarak bulunur.

köfte ekmek satmaktan banka soymaya

odtü’de, toplumcu grup adiyla hareket edenler, ilk basta üye aidati, bagis, konser, kitap, rozet satisi gibi etkinliklerle gelir elde ederler. 1969 yilinda odtü ögrenci birligi seçimleri yapilirken çikan çatismalardan sonra ögrenci birligi yönetimini divan baskani münir ramazan aktolga ‘nin almasi üzerine odtü rektörü, ögrenci birligi’ne yaptigi mali yardimi keser. toplumcu grup, bunun üzerine gelir saglamak amaciyla yeni yöntemler bulur. hüseyin inan, atilla keskin , yusuf aslan, mustafa taylan özgür, tuncay çelen, münir ramazan aktolga, irfan uçar, rasih ulas bardakçi, ahmet tuncer sümer, müfit özdes, gülay özdes, gülay kurnaz, sule albayraktaroglu, türkan sabuncu, canan koç (durusan), sema halli, pinar erdemil , ekmek arasi köfte yaparak odtü yurt ve kafeteryasi önünde 1 liraya satarlar. odtü mimarlik fakültesi malzeme deposundan alinan kartonlara yapilan che guevera, ho chi minh portreleri 2.5 liraya satilir. mimarlik fakültesi’nde bir serigrafi tezgâhi kurulmustur. serigrafi tezgâhini da istanbul’dan gelen iki kisi kurmustur. burada afisler, posterler yapilir. serigrafi yapanlar arasinda ibrahim niyazioglu, mehmet akin atauz, yusuf aslan, arif sentek, ali artun, pinar erdemil, sule albayraktaroglu, tuncay çelen de vardir. gölbasi’nda ”çitir” isimli bir kuruyemis büfesi açilir. büfeyi rasih ulas bardakçi, mete ertekin ve ihsan ata yavuz çalistirirlar. yusuf aslan da bu sirada, mimarlik fakültesi ögrencisi ertugrul kürkçü, koray dogan ve diger arkadaslariyla birlikte mimarlik fakültesi’nde ”mim pub” denilen kantini isletir.
sinan ve ekibi bir gerilla harekâti için yaz stajlarini yaptiklari dogu’da önce bir önyapi olusturdular. daha sonra eylem merkezi olarak malatya daglarini seçtiler.

‘dagcilar’ grubu kir gerilla harekâti için gerekli bütün malzemeyi çesitli yerlerden saglar, bölge haritalari da odtü’den temin edilir. artik harekât baslamistir

ilk amerikali kaçiriliyor

odtü’de gençlerin malzeme ve cephane alimlarina katkisi olmasi amaciyla islettikleri kantinde kullanilan buzdolabini müfit ile gülay özdes evlerinden getirirler. ertugrul kürkçü bu konuda sunlari anlatmistir: ”yusuf’la da ilk kez sinan cemgil ‘in evinde karsilastim. çok sessiz biriydi. beraber mimarlik fakültesi’nde bir kantin isletelim diye isbirligi yaptik. çünkü, gelirimiz yoktu. sirf üç kurus para kazanmak ve onlari gerçek amaca uygun olarak biriktirmek için yusuf, sirtinda bira kasalari tasiyabilir, köfte satabilir ya da soygun yapabilirdi.” dagda yasayabilmek amaciyla zorunlu ve gerekli malzemelerin saglanacagi bir diger yer de odtü’dür. ”dagcilar” , odtü ögrenci birligi’nin islettigi kantin, mimarlik ve matematik bölümlerinin büfeleri ile odtü’nün malzeme ambarlarindan konserve, yiyecek, içecek maddeleri, mutfak esyalari, giyim esyalari alarak kamp yaptiklari bölgeye aktarirlar.

odtü spor kulübü’nün yakasinda kirmizi-beyaz çizgileri olan siyah kazaklarini ”dagcilar” in ankara ve istanbul’da bulunan ekibinin hemen hepsi giyer. ayrica, soförleri tehdit edilerek odtü’nün otomobilleri de zaman zaman tasima islerinde kullanilir. zaman zaman tip’ten tanidiklari arkadaslari da ”dagcilar” a yardimci olur. politik olarak farkli yöntemleri savunsalarda arkadasliklari her zaman devam etmistir. çagatay anadol, atilla keskin ve hüseyin inan ‘la yurtta oda arkadasidir. sinan, odtü ve tip’ten arkadasi olan çagatay anadol’a bir gün gider su istekte bulunur: ”biliyorsun biz kir gerillasi için hazirlik yapiyoruz. dagda bize gerekli olan malzemeleri bazi yerlerde depoluyoruz. bu malzemelerin ankara’da birkaç gün kalabilecegi bir yere ihtiyacimiz var. kabul edersen birkaç gün senin evine getirebilir miyiz?” ”silah saklayamam. baska bir sey getirmek istiyorsaniz getirin.” bir gece, sabaha karsi 03.00 gibi kapinin zili çalinir.

kapiyi açan çagatay anadol, karsisinda hüseyin inan ile birlikte tiftikten yapilmis papaklari kafasina geçirmis ve sadece gözleri görünen 3-4 kisi bulur. anadol’un evine silah hariç, çuval çuval erzak, kundura tamir etmek için biz, örs, çekiç, yiyecek olarak konserveler, saglik malzemeleri vb. birakan ”dagcilar” , birkaç gün sonra gelip, biraktiklari malzemeleri alirlar. sinan, hüseyin ve atilla keskin, daga gidecekleri zaman çagatay anadol’a ugrayarak, ”allahaismarladik” derler. çagatay anadol, sanki bir daha hiç görüsemeyecekmis gibi arkadaslarina sarilir. sinan, ”yahu sen simdiden bize ölmüs gözüyle bakiyorsun”, ”evet. çünkü aradiginiz gibi bir köylü bulamayacaksiniz. siz, köylünün gözünde yabansiniz. köylü, asil deneyleriyle biliyor ki, devlet çok güçlüdür ve hep ezilmemeyi ögrenmistir. bu nedenle ikili oynar. siz ölmeye gidiyorsunuz.” hüseyin ayrica, o dönem üstegmen olan alpaslan batu ‘ya gider, ”biz artik kir gerillasi asamasindayiz. daga çikiyoruz. senden harita ve erzurum papagi istiyoruz” der. alpaslan batu, ”4 tane adam daga çikip silah patlatti mi bu is olmaz. bu isin egitimini gördüm. sizinle gerilla eylemlerinde yokum, ama bazi konularda yardimci olabilirim” diye karsilik verir. alpaslan batu, oltu’da olan teyzesine, ”30 tane papak göndermesi” için haber gönderir. gelen papaklari hüseyin inan’a verir. dagda gerekli olacak haritalar da odtü mimarlik fakültesi deposundan alinir.

dagda kir gerillaciligi yapmak için para ve silaha ihtiyaç vardir. bu nedenle ankara ve istanbul’da birer banka soyulmustur. saglanan paranin bir kismi daga aktarilarak bir miktar silah alinir, fakat yeterli bulunmaz. ”dagcilar” bu nedenle satis magazasi, amerikan okulu ve bazi amerikan kuruluslari ile malzeme depolarinin bulundugu balgat’taki abd üssünü basmayi kararlastirir. ocak ayinin sonlarina dogru hüseyin, yusuf, osman arkis , deniz, mustafa yalçiner üsse giderler. o gün her taraf karla kaplidir. ”dagcilar” , üssün girisindeki tel örgüleri kesmeye girisirler. fakat hava çok soguk oldugu için o gün istediklerini yapamazlar. 14 subat 1971 pazar günü aksami 202 no’lu odada bir araya gelen hüseyin, deniz, sinan, recep sakin, alpaslan özdogan , arabalari alip bulusma yerine giderler. balgat amerikan üssünün yaninda 7 kisi bulustugunda, saat sabaha karsi 03.00 civaridir. üsse giren ekipten hüseyin ile yusuf, silah deposu olarak düsündükleri bir deponun kilidini demir testere ile kesmeye baslarlar. kilidi kesen hüseyin ile yusuf, depodan içeri girerler. fakat depo boya doludur. baska bir depoda askeri malzemeler bulabiliriz amaciyla arastirma yapan ”dagcilar” , bir kulübe önünde duran chevrolet marka, arkasi açik bir kamyonete rastlarlar. kamyonete yaklasan deniz ile yusuf, silahlarini arabanin koltugunda uyuyan bir adamin kafasina dayarlar.

kaçirilan abd’li er serbest birakildi

digerleri de gelirler. yusuf, direksiyona geçer. rehin aldiklari teksasli çavus jimmy ray finley , üsdeki silah ve malzemelerin yerini söylemesi konusunda sorguya çekilir. finley’in söyledigine göre, üsdeki silah ve malzemeler baska bir yere tasinmistir. bunun üzerine çavus finley’i de yanlarina alan ”dagcilar” , üsden ayrilmaya karar verirler. ”dagcilar” arabayla üssün kapisindan çikarken, kapida nöbet bekleyen güvenlik görevlilerini silahlariyla ates yagmuruna tutarlar. ”dagcilar” arabayla ara yoldan bahçelievler son duraga, oradan da konya yoluna çikarlar. fen lisesi civarina geldiklerinde yusuf ile hüseyin’in disinda herkes arabadan iner. hüseyin ile yusuf, finley’in arabasini terk etmek amaciyla baska bir yöne dogru giderlerken diger ”dagcilar” , gözü bagli olan finley’le odtü’ye dogru yürümeye baslarlar. hüseyin ile yusuf, arabayi dikmen keklikpinar mevkiinde bir yerde sarampole yuvarladiktan sonra arkadaslarina yetisirler.

kara panterler partisi

odtü yurduna getirilen finley, gözleri bagli olarak odadaki alt ranzaya oturtulur. sabah olmak üzeredir. yusuf, telsizi eline alip, ”tarzan mustafa nasilsin?” diye bagirir. aksam yurda bir otomobil getirilir. 17 saat rehin tuttuklari finley’i, cebine taksi parasi koyduktan sonra gözleri bagli olarak üniversite koridorlarindan, ögrencilerin saskin bakislari arasindan geçirerek otomobile bindiren deniz ile alpaslan, 15 subat 1971 pazartesi günü bahçelievler’e götürerek, saat 21.00 siralarinda serbest birakirlar.
deniz, hüseyin, yusuf, sinan ve mete ertekin , 3 mart aksami odtü’nün 201 no’lu odasinda bir araya gelirler. hüseyin, ”her sey tamam. hareket basliyor” dedikten sonra, 5 arkadas, 201 no’lu odadan çikarak, eskisehir yoluna dogru yürümeye baslarlar. hepsi silahli ve parkalidir. ”dagcilar” , 1.5 saatlik yürüyüsten sonra abd’lileri kaçiracaklari kepekli bogazi’ndaki nato’ya ait bayrak gazinosu’nun ahlatlibel elektronik taburu olan ”tuslog detachment 18” üssü’nün bulundugu yere ulasir ve üssü ana caddeye baglayan yolu dikenli tellerle sarilmis beton direkleri ile kapatarak beklemeye baslarlar.

bu arada üsdeki nöbet görevini saat 24.15’te tamamlayan abd’li erler, bir otomobille üsden ayrilarak ankara’ya gitmek üzere hareket ederler. otomobilin soförü ismail oksak , üsden ana yola çikmadan önce yolun direklerle kapatilmis oldugunu görür ve otomobili yavaslatir. abd’li erleri tasiyan otomobilin yavasladigini gören mete ertekin , gizlendigi diregin arkasindan firlar ve otomobile dogru eliyle dur isareti yapar. deniz, hüseyin, sinan ve yusuf da barikatin arkasinda kosarak gelir ve otomobilin çevresini kusatirlar. mete, otomobilin kapisini açarak, otomobildekilere ingilizce, ”asagiya inin” diye bagirir. bu arada soför, biraz çekistirdikten sonra otomobilin kapisini kapatmayi basarir. mete bu kez, otomobilin açik olan kapi penceresinden soförün koluna silahi dayayarak ingilizce, ”kapiyi aç ve asagi in” diye bagirir. soför, böyle bir durumda saskinlikla siritmaya baslar. mete bu duruma sinirlenerek, soförün yanagina silahin namlusunun ucuyla vurur ve yeniden, ”otomobilden asagiya in” diye bagirir. durdurulan otomobilin içinde soförle birlikte 5 kisi vardir. deniz ve yusuf, otomobilin diger kapilarini tutarlar. inen soförün yerine yusuf biner. mete, ingilizce olarak, ”türkiye halk kurtulus ordusu adina tutuklandiniz. politik mahkûm islemi göreceksiniz. buyruklara uyun. yoksa kötü olur” der. diger 4 kisi de iner. hiçbirisinde silah yoktur. soför, kendisine bir sey yapilmamasi için: ”- abi bana bir sey yapmayin, ben türküm” der. soförü de abd’li sanan 5 arkadas, ”- bastan söylesene türk oldugunu” ”- biliyorsunuz sandim”, ”- nereden bilelim”, ”- ne yapacaksiniz bana?”, ”- ne yapacagiz? birakacagiz.” fakat esas saskinlik, 4 general olarak istihbarati gelen askerlerin 4 er çikmasidir.

odtü’deki çatismada 3 kisi ölür

hükümet, odtü’nün aranmasina karar verir. odtü’nün aranacagi daha önceden ögrenilir. çünkü, 4 mart gecesi polis telsizinden, odtü’nün aranacagi hakkinda yapilan konusmalar, radyo dinleyenler tarafindan oldugu gibi duyulur. emniyet kuvvetleri, 5 mart 1971 cuma günü sabahi odtü’yü sarar. hüseyin bu sirada odtü’dedir. hüseyin’in yakalanmamasi için çareler aranir. sonunda tayfun cinemre, motosikletle hüseyin’i odtü’nün ön kapisindan çikarir. çatismalardan sonra gözaltina alinan ögrenciler arasinda bulunan kor koçalak da hasan ataol’a ait sivil kimlik kartiyla kurtulur. 9.5 saat süren çatisma sonunda erdal sever isimli ögrenci, mevlüt meriç isimli asker ve aziz yaltan isimli ahçi ölür.

thko’nun ankara ekibi bu eylemleri gerçeklestirirken, thko’nun istanbul ekibi de bir dizi eylem gerçeklestirir. bunlardan en önemlileri thko’nun ekonomik ve silah gereksinimini karsilayacak eylemlerin yapilmasidir. istanbul thko ekibinin, ekonomik gereksinimi karsilamak için yaptiklari ilk eylem, gümüssuyu’nda bulunan philips anonim sirketi’ni tehdit ederek para almaktir. bunun için, sirket merkezi ögrenciler tarafindan taslanir, dinamit, silah atilarak tahrip ve tehdit edilir. sirket yöneticileriyle görüsen istanbul thko ekibi, bu saldirilarin, ancak belli bir miktarda para verilmesi karsiliginda durabilecegini söyler. bunun üzerine sirket yöneticileri, istanbul thko ekibine 10.000 lira verirler. thko ekibi, ekonomik gereksinimlerini karsilamak amaciyla cihan alptekin, alpaslan özdogan, yavuz yildirimtürk, nahit tören, taskin tanman, ibrahim öztas : 5 mart 1971 günü, akbank selamiçesme subesi’ni soyarak 8.500 lira, cihan alptekin, nahit tören, oktay kaynak ve ibrahim öztas: 19 nisan 1971 günü is bankasi gaziosmanpasa subesi’ni soyarak 23.630 lira, ömer ayna , oktay kaynak, zerruh vakifahmetoglu ve avni gökoglu : 3 mayis 1971 pazartesi günü ziraat bankasi unkapani subesi’ni soyarak 57.000 lira alirlar. ziraat bankasi unkapani subesi soygununda bazi aksilikler olur. soygun sirasinda bankanin odacisi tahsin yaman öldürülür, soyguna katilanlardan ömer ayna silahiyla birlikte yakalanir. istanbul thko ekibinin ekonomik gereksinimlerini karsilamak için yaptiklari bir diger eylem ise toplumda çok degisik tepkilere yol açar. istanbul thko ekibi, dr. rahmi duman ‘in kösküne sürekli giden bir kiz arkadaslarindan ”köskte büyük miktarda nakit para bulunmaktadir” diye bilgi alir. bu bilgiyi degerlendiren istanbul thko ekibi, bakirköy, incirli’de bulunan ”duman ruh ve sinir hastaliklari klinigi” sahibi dr. rahmi duman’in bakirköy incirli’deki köskünü soymaya karar verir. thko ekibinden ömer ayna, nahit tören, zerruh vakifahmetoglu, avni gökoglu ve ibrahim öztas, 15 nisan 1971 persembe günü, dr. rahmi duman’in kösküne giderler. köske giden thko ekibi, dr. rahmi duman’in evde olmadigini görür. köskte bulunanlar baglanir. fakat baglananlardan birisi bagini çözüp kaçarak, polis karakoluna gider ve olayi anlatir.

hakan duman kaçiriliyor

polis ekibinin köske geldigini gören thko ekibi, ani bir karar verir ve dr. rahmi duman’in saint georg avusturya lisesi’nde okuyan 3. sinif ögrencisi 15 yasindaki oglu hakan duman ‘i yanlarina rehin alarak evden ayrilir. hakan duman, erol tulpar ‘in okmeydani’ndaki evine götürülür. rehin tutuldugu süre içinde, vakit geçirmesi amaciyla hakan duman’a che guevara ‘nin ”gerilla günlügü” , ostrovski’nin ”ve çelige su verildi” kitaplari verilir. bu arada gazetelerin, ”küçük bir çocuk kaçirildi” diye sürekli manset atip, polisin hakan duman’i aradigi bir sirada thko ekibi, hakan’in cani sikilmasin diye yazlik sinemaya film seyretmeye götürür. hakan 15 yasinda olmasina ragmen yasitlarina göre fizik olarak geliskin ve 1.75 boyunda birisidir.

duman ailesi, istenen fidyeyi vermeyi kabul eder. bu nedenle, ali aydin çig, dr. rahmi duman ailesinin dostu ve muayenehanesinde çalisan dr. vecihi demiral ‘la nisantasi’nda 18 nisan 1971 pazar günü, bulusarak istenilen 250.000 liralik fidyeyi alir. üç gün rehin tutulan hakan duman, fidye alindiktan bir süre sonra serbest birakilir. elde edilen bu paralarin bir kismini atilla keskin ile alpaslan özdogan , malatya’dan istanbul’a iki kere gelerek bir defasinda 150.000 lira, bir defasinda da 35.000 lira parayi dagdaki kamplarina götürür.

mersin’de bulusan ataol, keskin ve özdogan daha sonra adana’ya geçerler. esyalari ataol’dan alan keskin ile özdogan, nurhak’a giderken, ataol da ankara’ya geri döner.

12 mart muhtirasiyla gelen sag bir darbede silahin kendilerine dönecegini bilen sinan’lar ve deniz’ler ankara’yi terk ederler

deniz ve yusuf yakalaniyor

dört abd’liyi amaç apartmani’nda serbest biraktiktan sonra sinan, deniz, yusuf , emek’teki eve gelir. orada bir gece kalan sinan, deniz ve yusuf, daha sonra, koç yurdu’nun arkasinda bulunan barinak oteli’nin yanindaki bir eve gelir. 12 mart muhtirasi verilir bu sira. hüseyin inan ‘in degerlendirmesi söyledir: ”gelen sag bir darbedir. amaçlari bizi ezmektir.” aramalar yogunlasmistir. gazetelerde sürekli fotogralari yer almakta, radyodan sürekli olarak arandiklarina dair haberler verilmektedir. barinabilecekleri ev kalmamistir. bir an önce ankara’dan çikarak malatya’da bulunan arkadaslarinin yanina gitmeye karar verirler.

hüseyin inan’in bir süre daha ankara’da kalmasi karari alan thko ekibi, silahlarini ve malzemelerini yanlarina alir. tayfun ile sinan, cinemre’nin beyaz, yusuf ile deniz, ahmet tuncer sümer ‘in kirmizi motorsikletiyle, 15 mart günü gecesi saat 18.00’de ayri ayri yola çikar. arkadaslariyla malatya’da bulusmak üzere sarikaya ilçesinden saglam motosikletle ayrilan deniz ile yusuf, sivas yolu ile malatya’ya giderken sarkisla ilçesinde 16 mart 1971 sali günü gece yarisi yakalanir.

‘erikler çiçek açtigi zaman’

tayfun cinemre , yöreyi bilen kadir manga ile daha önce kararlastirilan mezra evine gider. arkadaslari da oradadir. yemek yedikten sonra evden ayrilan ekip, gece yarisi, konaklayacaklari ilicak magarasi’na dogru yola çikar. her taraf göz gözü görmez zifiri karanliktir. birbirlerini kaybetmemek için herkesin tuttugu bir ip yardimiyla yollarina devam ederler. sonuçta magaraya varilir. yorgun olduklari için herkes bir tarafa yigilir. tayfun cinemre, deniz ile yusuf’un kullandigi motosiklet kendinin oldugu ve artik ismi açiga çiktigi için ismi desifre olmamis metin güngörmüs’ ün kimligini yanina alir. mehmet nakipoglu , cinemre’yi malatya-ankara yoluna kadar götürür, orada birakir ve geri döner. cinemre, malatya-ankara yolunda bir arabaya binerek ankara’ya gider. ankara’da hüseyin inan’la bulusan tayfun cinemre, hüseyin inan’a arkadaslarinin kendisini nerede bekleyeceklerini söyler. dagda bulunanlar, hüseyin inan’i getirmesi için mehmet nakiboglu’nu ankara’ya gönderir. hüseyin inan, çok sevdigi bir söz olan, ”erikler çiçek açtigi zaman” sözüne uygun bir zamanda, daga çikmak amaciyla mehmet nakiboglu ile ankara’dan ayrilmaya karar verir. bir sorun çikmamasi için hüseyin ile nakiboglu, ilk önce, gölbasi çikisinda arkadaslarinin getirecegi otomobili bekleyeceklerdir. haymana yol güzergâhinda mogan gölü kiyisinda bekleyen hüseyin ile nakiboglu, arkadasinin getirdigi otomobile binerek ankara’dan ayrilir. inan ile nakiboglu, 23 mart 1971 sali günü sabahi saat 03.30 siralarinda kayseri’nin pinarbasi ilçesine varir. hüseyin ile nakiboglu, biraz dinlenip, sonra da yollarina devam etmek için hüseyin inan’in dayisi kemal kalayci ‘nin evine gitmeye karar verir.

‘mücadelemi yaptim ve buraya kadar geldim’

hüseyin inan’in ugrayabilecegi düsüncesiyle güvenlik kuvvetleri, pinarbasi ile pinarbasi’na bagli yaslipinar köyünü abluka altina almistir. yaslipinar köyünde inan ailesinin tanidigi mehmet bayrak ve ogullari vardir. hüseyin, hem akraba evi olan hem de ortaokulu okudugu dönemlerde kaldigi eve gidip biraz dinlenecek ve biraz yemek yiyecektir. sabaha karsi dedesinin kapisini çalar. kapiyi dedesi haci kalayci açar, hüseyin ve arkadasini içeri buyur eder. haci kalayci’nin hanimi zeliha hanim, hüseyin ve arkadasina, hemen bir kahvalti hazirlar. hüseyin ile nakiboglu, kahvaltiyi yaptiktan sonra, biraz dinlenmek için uyumaya hazirlanir. kemal kalayci, evinin bitisiginde evi olan damadi hüseyin saribas ‘in yanina gider, ”hüseyin bizim evde. bir de arkadasi var yaninda. eger onlari evde yakalarlarsa veyahut da bizim evde oldugu haberini alirlarsa mahalleli bundan zarar görür. ne yapayim, bana bir fikir ver” der. saribas ”en iyisi teslim olmasidir. ben gider karakol kumandani ve kaymakam ile konusurum. bu isi olaysiz hallederiz” dedikten sonra karakola gider ve ”hüseyin inan, dedesi haci kalayci’nin evinde” diyerek, haber verir. karakol kumandani ”elimizdeki ekibin büyük çogunlugu yassipinar’a gitti. elimizde yeterince güç yok” deyince. saribas ”sadece iki kisiler. kimsenin burnu kanamadan onlari biz size teslim edecegiz” der. güvenlik kuvvetleri, haci kalayci’ni evini ablukaya alir ve hüseyin inan ile mehmet nakipoglu’na, ”teslim ol” çagrisi yapar. dedesi haci kalayci, hüseyin’e ”hüseyin, ev sarildi. kimsenin cani yanmadan teslim ol” der ve hüseyin’in yastik altina koydugu bir tabancayi alir. aralarinda su konusma geçer:

”dede, sen aradan çekil. ben, çemberi yarar kurtulurum.”

”hayir hüseyin. sadece beni düsünme. mahalleliyi de düsün. eger sen teslim olmazsan hem bizim aile hem de mahalleli zan altina girer. gel, teslim ol.”

”sen karisma dede! kimseye bir sey olmaz. ben, kurulan çemberi yarar çikarim.”

”sen bu çemberden kurtulamazsin. teslim olmazsan hakkimi helal etmem.”

hüseyin, ortaokulu okurken üç yilini dedesi haci kalayci ile dayilari kemal, kamil ve aziz kalayci ‘nin yaninda geçmistir. üzerinde çok emegi vardir. hüseyin’in dedesi fakir bir ailedir. aile, geçimini at arabasi ile yaptigi tasimacilikla yapmaktadir. sonunda hüseyin, teslim olmaya karar verir. inan ve nakiboglu, sabaha karsi saat 04.30’da jandarmaya teslim olur. kayseri’ye götürülen hüseyin inan, burada, maksat ve gayeleri hakkinda sunlari söyler: ”biz, bagimsiz türkiye ideali için mücadele ediyoruz. bunu saglayip basta amerikan emperyalizmi olmak üzere, ülkemizi sömürenleri kovduktan sonra, sosyalist türkiye’yi kuracagiz. ve dagitima önce babamin mal varligindan baslayacagim. ben mücadelemi yaptim ve buraya kadar geldim. bundan sonra da devam edecegim. suçlarim sabittir, gizlemiyorum. verilecek cezayi çekmeye hazirim.” hüseyin inan ve mehmet nakiboglu, ayni gün ankara’ya getirilerek, jandarma komutanligi’na teslim edilir.

thko’nun lider kadrosundan deniz, yusuf ve hüseyin’in yakalanmasindan sonra geride sadece sinan kalmistir. gelismeleri ögrenmek, ankara’da ve diger bölgelerde bulunan arkadaslarini daga götürmek amaciyla mustafa yalçiner , ankara’ya gider. yalçiner, 2 nisan 1971 cuma günü, hasan ataol, mehmet asal, fevzi bal, osman bahadir, metin yildirimtürk ve ercan öztürk ‘le trene binerek ankara’dan yola çikar. tren, akçadag’a yaklastigi zaman yalçiner ve arkadaslari, istasyonda herhangi bir sorunla karsilasmamak için trenden atlar. yalçiner ve arkadaslari, trenden atladiktan sonra yürüyerek mustafa göçmen ‘in evine varir. bu sirada hasan ataol hastalandigi için ankara’ya geri gönderilirken diger grup, dagdaki arkadaslarinin yanina gider.

sehirden yeni kadrolarin gelmesiyle dagdaki kadrolarin sayisi ve gücü artmistir. fakat dagdaki yasama uyum saglamak üniversite kampuslarindan gelenler için kolay degildir. bu nedenle zaman zaman aksilikler çikar. cengiz baltaci ile metin yildirimtürk’ün arap (sarikaya) magarasi’nda sakladiklari bir alman filintasi, bir bez kolonluk kirk fisek ve bir gözü ayarsiz dürbün, ikinciler köyünden nesim laçin, ali gülbidak, musa ari ve ali aktas isimli çocuklar tarafindan bulunur. çocuklar, magarada bulduklari silah ve malzemeyi p.t.t.’nin ikinciler köyündeki radyolink istasyonunda bekçilik yapan hasan bektas ‘a teslim eder. magaradaki silah ve malzemeyi almaya gelen thko ekibi, malzemelerin yerinde olmadigini görür. magaranin civarinda ikinciler köyü ile bölüklü köyü bulunmaktadir. haci tonak ikinciler, mustafa çubuk bölüklü köyündendir. yapilan sorusturma sonunda silah ve malzemenin ikizler radyolink istasyonunda oldugu ögrenilir. silah ve malzemeleri geri almak için sinan, haci tonak, mustafa yalçiner ve cengiz baltaci, 24 nisan 1971 cumartesi günü aksama dogru radyolink istasyonuna gelir.

istasyonun bekçilerinden hasan aktas ile ali laçin , istasyonun bahçesindeki agaçlari sulamaktadir. haci tonak, silahiyla bekçilerin yanina gelerek ”bulunup size getirilen silahlar sizde imis, onlari bana verin, vermezseniz iyi olmaz, burayi havaya uçururuz, devletin milli serveti de heba olur” der. bu arada sinan ve iki arkadasi da silahlarini bekçilere dogrultmuslardir. dürbün, bekçi ali laçin’in küçük oglunun boynunda asilidir. sinan, boynundaki bozuk dürbünü çocuga verir, cengiz baltaci’nin getirdigi biraz daha iyi dürbünü alir, boynuna takar. malzemeler ve silah alindiktan sonra sinan, ikinciler köyünden olan haci tonak’a, ”sen bunlarin evlerini biliyorsun. ihbar ederlerse cezalarini veririz” der. haci tonak da bu ihtari tasdik eder. dagdaki erzaklari tasimak için sinan, tuncer sümer’e, ”bir katir satin al, getir” der. tuncer sümer, gider bir katir satin alir, kampa getirir. metin yildirimtürk, katira, ”nazmiye” ismini takar.

soför karaali boran olayi

dagdaki thko ekibi, elbistan ilçesi nurhak bucagi egen geçidinde kamp kurmustur. kamp kurulan geçidin hemen güneyinde kullartatlar köyü vardir. erzak almak için kullartatlar köyüne gidilerek köyün bakkalindan alisveris yapilir. kullartatlar köyü bakkali hasan koçak , erzak alanlardan süphelendigi için muhtara haber verir. köyün muhtari da 22 mayis 1971 cumartesi günü, elbistan ilçesi jandarma komutanina olayi bildirir. tuncer sümer ile fevzi bal, erzaklari malatya’dan dogansehir’e götürebilmek için 23 mayis 1971 pazar günü karaali boran ‘a ait cipi kiralar. ciple birlikte kullartatlar köyünün güneyindeki sirikli yaylasi’nin çikis basina kadar gelinir. tuncer sümer, erzagin tasinmasi için arkadaslarina haber verir. mustafa yalçiner ve üç arkadasi erzaki almak için cipin yanina gelir. erzak tasinirken fevzi bal, cip ile soförün basindadir. bu arada, bir kir bekçisi ile dört avci, cipin bulundugu yere dogru yaklasirken cipin soförü karaali boran, ”allahini seven bana yardim etsin” diye bagirir. kir bekçisi, bir el ates eder. fevzi bal, kendini yere atar. bu firsattan yararlanan soför karaali boran, cipine atlayarak kapidere istikametine dogru hizla yol alir. soför karaali boran, daha sonra, olayi gölbasi ilçesi jandarma komutanina anlatir.

elrom ile ibrahim öztas öldürülüyor

atilla keskin, bu sirada, malatya’daki dag karargâhindan ayrilarak, ilk önce ankara’ya gelir. daha sonra, istanbul’a gider. bu sirada, hasan ataol ile ismail tayfun cinemre, ankara’da bir motosiklet çalar. tayfun cinemre ile fevzi alkan , motosikletle, hasan ataol, gülay özdes, türkân sabuncu da trenle, 15 mayis 1971 cumartesi günü istanbul’a gelir. gülay özdes, türkân sabuncu, atilla keskin, tayfun cinemre, istanbul senlikköy’de kadri çagli ‘nin akrabasinin evinde, hasan ataol da emirgan’da ablasi lütfiye hanim’ in evinde kalir. 17 mayis 1971 pazartesi günü, israil baskonsolosu ephraim elrom , thkp-c’liler tarafindan kaçirilir. elrom’u thko’lular da kaçirmak istemislerdir. nahit töre , bu konuda özetle söyle demistir: ”atilla keskin’in doktor olan agabeyisinin otomobilini bu istihbarat islerinde kullandik. elrom hakkinda bazi bilgileri istanbul tip fakültesi’nde okuyan suriyeli bir ögrenci hem bize hem de thkp-c’lilere veriyordu. fakat, thkp-c’liler daha erken davrandi.” münir ramazan aktolga , bu konuda sunlari anlatmistir: ”elrom’u kaçirmayi thko’cular çoktandir düsünüyorlarmis ve bu konuda epey arastirma da yapmislar. bizim ankara’dan hiçbir sey yapilmasin dememiz üzerine, istanbul’daki mahir’lerin durumunu bu biraz etkiliyor saniyorum. daha sonra elrom kaçirilinca ilk anda belirli isimler ilan edildi. bu isimler içersinde cihan alptekin’in arkadaslarinin da isimleri vardir.”… ”sinan cemgil’ler nurhak daglarinda radyodan elrom’un kaçirildigini duyunca kürecik’teki radar üssüne amerikalilari kaçirmaya gidiyorlarmis ve elrom’un kaçirilmasi isi bir parola imis. yani, elrom kaçirilinca dagdakiler de orada bulunan amerikalilari teslim alacaklar, böylece, hareket bütünlesecekmis. bunu bizzat dagda olaylari yasayan fevzi bal, ertugrul kürkçü’ye anlatmis.” elrom’u bulmak amaciyla istanbul’da bütün ev ve isyerleri emniyet güçleri tarafindan 22 mayis 1971 cumartesi günü aranir. bu aramada, nahit töre, ali aydin çig, cemal alpaslan ertug ve ibrahim öztas, nigar sancak ‘in beyoglu, tünel’de bulunan kapisina disardan kilit vurulmus dershanesinde saklanir.

cezaevlerinde bulunan devrimci tutuklularin serbest birakilmasi için kaçirildigi söylenen elrom, bu aramada ölü olarak bulunur. thko militanlarindan ibrahim öztas ise izmir’de güvenlik kuvvetleriyle girdigi çatisma sonrasinda öldürülür.

bu sirada, ankara ve istanbul’dan gerilla savasi yapmak üzere daga çikmak amaciyla yola çikanlar yakalanir. ankara’dan yola çikan fahri dogu, ömer balköse, seref gürle, mustafa uslu ve erkan ertan , tokat’a bagli erbaa ilçesinin kozlu bucagina bagli findicak köyüne 2 km uzakliktaki orman içinde silahlariyla birlikte, 23 mayis 1972 pazar günü yakalanir.

deniz gezmis ile yusuf aslan, sivas yolu ile malatya’ya giderken sarkisla ilçesinde 16 mart 1971 sali günü gece yarisi yakalanir.

sinan cemgil’den ibrahim kaypakkaya’ya, yusuf aslan’dan deniz gezmis’e uzanan yolculuk bir bir safak vakti sona erer. jandarmalarla çatisan grupta önce kadir manga, daha sonra alp ve sinan can verir

nurhak daglari’nda susan silah

jandarma ve köylülerin açtigi ates sonunda ilk kadir manga vurulur. gögsünden vurulan kadir, yarim dakika sonra ölür. ölümler pes pese gelir. kadir’in arkasindan iki-üç kursun yarasi alan alp, hemen can verir. bacagi ve omuzu kanayan sinan, yari ayakta, kuru bir agacin arkasinda siper almistir. otomatik silahiyla kesik kesik etrafi tarar. bir süre sonra sinan’la birlikte silahi da susar.

i smail tayfun cinemre ile cihan alptekin, elrom olayindan sonra, adiyaman civarinda bulunan arkadaslariyla bulusmak üzere istanbul’dan ayrilmaya karar verir. senlikköy’de ayni bahçe içindeki evlerin birinde kadir çagli ile zeki tekes , digerinde ise thko’nun bazi kadrolari oturmaktadir. cihan alptekin, istanbul’dan ayrilacagi zaman, kapi komsulari zeki tekes’le de vedalasir. cihan, veda sirasinda zeki tekes’e, ”arkadas, size ancak 24 saatlik bir teminat verebiliyorum. bir aksilik olur enselenirsem 24 saat dayanacagim ve konusmayacagim. 24 saatten sonra kimse bana güvenmesin” der. cihan ile tayfun cinemre, motosikletle 31 mayis 1971 pazartesi günü istanbul’dan yola çikar. cinemre ile alptekin, dikkati çekmemek amaciyla tekirdag, çanakkale üzerinden adiyaman civarinda bulunan arkadaslarinin yanina gideceklerdir. fakat, alptekin ile cinemre, tekirdag’a 7 kilometre uzakliktaki degirmenalti mevkiinde emniyet güçleri tarafindan durdurularak kimlik tespiti yapilir. cihan, yse teknisyenlerinden ali erkinel ‘e, tayfun cinemre, metin güngörmüs ‘e ait kimlik kartlarini emniyet mensuplarina gösterir. emniyet mensuplari, cihan ve tayfun’dan, bu kez, nüfus cüzdanlarini ister. bunun üzerine cinemre ile alptekin, motosiklete binerek hayrabolu civarina kaçmaya çalisir. asker, polis ve çevre halki tarafindan takip edilen tayfun ile cihan, kisa bir süre sonra yakalanir.

ekip, ikiye ayriliyor

cihan ile tayfun, istanbul’dan ayrilmayi düsündügü günlerde, dagdaki ekip de elestiri-özelestiri yapmak amaciyla, iki gün süren toplanti yapar. 25 mayis 1971 pazartesi günü, yapilan toplantida, soför karaali boran olayi nedeniyle tuncer sümer, suçlu görülür ve cezalandirilir. verilen cezaya göre tuncer sümer’in ekip komutanligi sorumluluklari alinir. yerine ahmet erdogan getirilir. dagdaki yeni komuta söyle olusturulur: sinan cemgil, mustafa yalçiner, alpaslan özdogan ve ahmet erdogan. 26 mayis 1971 sali günü de yeni seçilen komutanlar toplanir. toplantida, iki eylem karari alinir: birincisi kürecik’te bulunan radar üssünün basilmasi, ikincisi: gaziantep’ten adiyaman’a para tasiyan arabanin soyulmasi. bu eylemleri yapmak için sinan cemgil’in baskanliginda sekiz kisilik bir ekip olusturulur. diger ekibin sorumlulugu osman arkis, ercan öztürk ve semih orcan’a verilir. binbogalar’a gidecek bu gruba, hangi köylerde, kimlerle bulusulacak hepsi anlatilir. karara göre, karahan gedigindeki radarda kaç tane amerikali subayin oldugu tespiti yapilacak ve onlar kaçirilarak karsiliginda deniz, hüseyin, yusuf ve diger tutuklu arkadaslari istenecektir. tuncer sümer’e, gaziantep merkez bankasi’ndan adiyaman’a para tasiyan arabanin gölbasi’ndan geçtigi gün ve saatinin istihbaratini yapma görevi verilir. tuncer sümer, bu istihbarati yapmak için besnili hasan dalkiliç ‘i görevlendirir. teslim töre’ye, hem maras’a kadar uzanan dag eteklerindeki köylerle iliski kurmasi, hem de karahan gedigindeki amerikan radarinin kesfinin yapilmasi görevi verilir. sinan, alpaslan özdogan, mustafa yalçiner ve ahmet erdogan, yeniden toplanir. toplantida yapilan konusmalardan sonra tuncer sümer’e komutan sorumlulugunun yeniden verilmesi kararlastirilir. sinan, teslim töre ve osman arkis, alinan karari gider tuncer sümer’e anlatir ve binboga’ya gidecek ekibin basina tekrar komutan yapildigi söylenir. tuncer sümer’le bulusulan yerde yeni bir toplanti daha yapilir. toplantidan sonra dagda bulunanlar, daha sonra, bulusmak üzere ikiye ayrilir. sinan’in liderligindeki ekipte sinan cemgil, mustafa yalçiner, alpaslan özdogan, ahmet erdogan, kadir manga, haci tonak, metin güngörmüs vardir. bu ekibin amaci, akçadag-kürecik karahan gedigindeki amerikan tesislerini ele geçirerek, içerde bulunanlari deniz’lere karsilik olarak rehin almaktir. tuncer sümer liderligindeki ekipte ise tuncer sümer, osman bahadir, metin yildirimtürk, mehmet asal, semih orcan, yusuf aslan (elazigli), hüseyin cemal özdogan, sadik soysetenci, cengiz baltaci, fevzi bal, osman arkis, recep sakin, ercan öztürk, mustafa çubuk, adem topal vardir. bu grubun amaci, banka parasi nakleden bir araci malatya- adiyaman karayolunda pusu kurarak soymaktir.

thko ekibinin malatya ve adiyaman çevresinmde olduklari hakkinda resmi görevlilere ihbarlar gelmektedir. kahramanmaras valisi adil aktan , 26 mayis 1971 çarsamba günü su açiklamayi yapar: ”elbistan’in nurhak bucagi çevresindeki nurhak dagi civarinda avlanan avcilar, asker elbisesi giymis bazi gençlerin kirlarda dolastiklarini görmüs ve ilgilileri haberdar etmislerdir. yapilan ihbarlar üzerine gerekli incelemelerde bulunulmaktadir.” thko ekibinin iki gruba ayrilmasindan sonra yasanan olaylari, operasyonlara katilan emekli jandarma kidemli albay yilmaz erkekoglu, söyle anlatmistir: ”29 mayis 1971 günü saat 21.00’de sinan cemgil grubu, eylem bölgesine gitmek üzere ayrilir. ayrilis çok hüzünlü olur. herkes birbirine içten duygularla sarilirlar. zor kosullarin yarattigi ufak kirginliklar yerini göz yaslarina terk eder. çiktiklari yolculugun sonunu biliyor gibi davranislari vardir. üzüntü ve donukluk bütün güçlerini alip götürür. dilleri sanki kilitlenmis, beyinleri durmus gibidir. konusacak kelime ve konu bulmakta güçlük çekerler. tekrar bulusma umutlari çok zayiftir. ayrilanlarin arkasindan geride kalan grup, onlar gözden kaybolana kadar yasli gözler ile arkalarindan bakarlar. sinan cemgil grubu, yapilan plana göre haydarli tren istasyonuna kadar yaya gidecekler, oradan trene binerek akçadag istasyonuna ineceklerdir. birinci asamadaki bölgenin yabancisidirlar. ellerinde bölgenin genel durumunu gösterir harita da yoktur. eylemin baslangiç zorlugu buradan baslamaktadir. önce araziyi kesfedecekler, sonra yürüyecekler, daha sonra tekrar kesfedeceklerdir. bu amaçla haci tonak’i mahalli köylü kiligina sokarlar ve guruba kilavuzluk görevi verirler. haci tonak zaten köy kökenli kavruk bir anadolu çocugudur. görecegi islevin yabancisi degildir. arkalarinda yalniz sirt çantalari vardir. bütün lüzumsuz esyalari gömmüslerdir. yüklerin azligi ve yalçin arazinin gölbasi ovasina dogru devamli alçalisi intikali kolaylastirir. fakat önlerine tekrar yüksek bir silsile çikar. bu inekli dagi’dir. zirvelere yönelmektense çatak ve dere yataklari tercih edilir. onlar da öyle yaparlar. bir dere yatagini seçerler. dere yataklarinin en begenilmeyen yönü, çevredeki yuvarlak taslari sinesinde barindirmasidir. köseliler yumusak tabana saplanir kalirlar. yürürken bu yuvarlak taslara çarpmamak ve basmamak gerekir. fakat gecenin karanligi bu yeteneginizi elinizden alir. düse kalka, sendeliye yuvarlana yürürsünüz. zor bela dere yatagini geçerler, hafif meselik bir düzlüge ulasirlar. gece yavas yavas yerini aydinliga terk etmektedir. gün agarmadan bu tepelerin sonuna ve ovayi görecek bir noktaya ulasmak zorundadirlar. sag yanlarinda bir bag, sol taraflarinda biraz daha sik bir meselik sirta dogru yükselmektedir. meselige dogru yönelirler, toprak bir yolu takip ederler ve ovayi görürler. ulasmak istedikleri ilk noktaya gelmislerdir. dürbünle ovayi gözlerler, demiryolunu arastirirlar. evet siyah bir kil gibi ovanin ortasindan demiryolu, karayoluna bir yaklasip, bir uzaklasip gitmektedir. fakat gündüz gözü ile ovanin silahli olarak asilmasi olanak disidir. zaten bütün gece yürüyüp çok da yorulmuslardir. meseligin içine dalip kuytu bir yere çökerler. günün agarmasi ile birlikte köy hayvanlarini yukari daga çikaran inekli köyü çobani, meseligi takiben otlaga dogru yürümektedir. meselikteki gerilla grubunu görür. hiç istifini bozmaz. çok da korkmustur. köyde aksamlari bir yigin silahli adamlarin komsu daglarda dolastigini dinlemektedir. hayvanlari yaya yaya sirti dolandirir. gerillalarin gözetleyemiyecegi noktaya gelince, hayvanlari kendi basina birakir. kosarak köye gider ve nefes nefese muhtara haber verir. köyde telefon vardir. muhtar, gölbasi jandarma komutani’na durumu iletir. basçavusun mevcudu azdir. köyde eli silah tutan herkesin kendisi gelene kadar hazir olmasi talimatini muhtara iletir ve bir pikap jandarma ile sinekli köyüne hareket eder. köye geldiginde silahli köylüler de hazirdir. çobanin kir gerillasini gördügü noktaya ters bir sirti tirmanarak çikarlar. kir gerillasi yorgunluktan kimildayacak durumda degildir. buna ragmen lider, gidilecek istasyonun kesfi için haci tonak’i yanina alir. haci tonak, tasidigi akabe modeli makineli tabancayi ahmet erdogan’a teslim eder. sinan cemgil’de kalesnikof marka, omuzlugu ayri, dipçigi ayri kilitlenen makineli tabanca vardir. sinan cemgil ile haci tonak, ovayi ilk gördükleri sirta dogru yürümektedirler. haci tonak önde gitmektedir. sirti asarlar ve ovayi görürler. gözleri hep ovada ve onu bastan basa kat eden demiryolundadir. haci tonak, asagidan sirta tirmanan köylüler ile jandarmalari görür ve ‘hoca’ diye bagirip kendini yere atar. sinan cemgil, geriye ani bir dönüs yapar. bu sebeple tel gözlügü gözünden firlar. ileri derecede miyoptur. gözlüksüz ileriyi görme olanagi yoktur. gelenler önce, ‘teslim olun’ ihtari yaparlar, ates etmezler. sinan cemgil, boynuna asili kalesnikofu koltugunun altindan öne dogru kaydirip diz çökünce gelenler ates ederler. sinan cemgil, kisa bir darbe atisi yapar ve vurulur. atisi gözleri görmedigi için rastgeledir.”

sinan: nehiri geçemeyiz

haci tonak da olayi söyle anlatmistir:

”biz, bir hayli kalabalik bir gruptuk. ve epeyçe bir uzun süre de dagda kalmistik. ve artik, bir seyler yapmak gerekiyordu. hiç bir sey yapmamis olmak, eylemsiz kalmak duygusu kemiriyordu içimizi. ikincisi, 12 mart’tan sonraki tutuklamalar, baskinlar, öldürülen arkadaslarimiz. bunlar da bizi bir an önce bir seyler yapmaya zorluyordu. ve özellikle deniz’lerin yakalanmasindan sonra ve onlarla ilgili idam edilecekleri veya kursuna dizilecekleri seklindeki rivayetlerin yayilmasindan sonra, biz bir an önce bir seyler yapma geregini duyduk ve grubun içinde belli bir kesimi alarak amerikan üssünü basmaya karar verdik. amacimiz amerikan üssüne girmek, oradakileri rehin almak ve onlara karsilik arkadaslarimizi istemekti. ama ayni zamanda da o üssü tahrip edecek hazirliklarimiz vardi. o sirada sirikli yaylasi denilen bir bölgedeydik. biz, sinan cemgil, mustafa yalçiner, alpaslan özdogan, kadir manga, metin yildirimtürk, haci tonak ve ahmet erdogan, 7 kisi ayrildik, ana gruptan, önce aldigimiz bir istihbarat vardi. toprakli istasyonu’na gidecektik.”

yolda, gölbasi-gaziantep arasi bir bankadan para nakleden bir araçtaki para da alinacaktir. bundan sonra da malatya’ya kadar gidebilmenin yollari arastirilacaktir. ama bu yedi kisiden hiçbiri bölgeyi bilmemektedir. bölge hakkinda bilgiler sinirlidir. gidilecek yol, izlenecek güzergâhi hiç biri bilmemektedir. tuncer sümer’in yaptigi kesfe göre, haydarli tren istasyonu daglik bir bölge içerisindedir. bu istasyondan bir marsandiz trenine binilerek kaçmanin mümkün olacagi düsünülür. bu nedenle, haydarli tren istasyonu aranir. iki günlük bir yürüyüsten sonra helete köyünün civarina geldiklerinde gece olmustur. ekip, gece, göksu nehri’ni geçmek ister. sinan soyunur ve beline bir ip baglar. gecenin karanliginda nehri geçmek için çaba gösterir, ama nehir bahar ayinda cosmus, suyu kabarmistir. nehri geçmeyi deneyen sinan, sonunda, “nehri böyle geçemeyiz” der ve nehirden yüzerek geçmekten vazgeçilir. ekip, gece karanliginda helete köyünün içindeki köprüden geçer ve inekli köyü’nün bulundugu tepenin kuzeyine tirmanmaya baslar. tepeye çikildiginda, gölbasi’nin isiklari görünür. ekip, bu kez, haydarli tren istasyonu’nun bulundugu bölgeye gitmek için inekli köyünün bulundugu yamacin güneyine dogru inmeye baslar. fakat önlerine üç yol ayrimi çikar. yapilan konusmalardan sonra ortadaki yoldan yürümeye karar verilir. sabaha karsi inekli köyü civarina varilir. en önde yürüyen sinan, aniden önünde beliren bir köyün çobanlari avsar vazgeçmez ile arkadasi haci zevk ile karsilasir. sinan, çobanlara, ”merhaba” diyerek bir seyler konusur. ekip, bir süre yürüdükten sonra, bu kez, köyün bekçisi vassaf uçar ‘la karsilasir. ekibi gören köy bekçisi vassaf uçar, helete köyüne dogru, ekip de inekli köyüne dogru yürür. fakat, köy bekçisi, ekip gözden kaybolur kaybolmaz bir kosu köye gelir ve köyün muhtarina olayi anlatir. muhtar mustafa göksu da gölbasi ilçe jandarma birlik komutanligi’na telefon ederek olayi haber verir. bu olaylarin oldugu sira ekip, inekli köyünün bulundugu tepenin yamaçina varir. kimsenin göremeyecegi sanilan ekinlik, çukur bir yere oturarak, ne yapacaklari hakkinda konusurlar. ekip üyeleri, 3 gündür yorgun ve uykusuzdur. yorgunluktan herkes bitkindir. ekip üyeleri, bu nedenle konulari fazla tartisamaz. kadir manga, ”en iyisi köye gidelim. kimse bir sey yapamaz. kendilerinin yasami tehlikeye girecegi için en azindan ihbarda bulunamazlar. biz, gece ayrilip, belli bir mesafe aldiktan sonra ihbar etseler de bu o kadar da önemli degil” der. fakat, kadir manga’nin bu önerisi fazla ragbet görmez. yapilan konusmalar sonunda haci tonak’in silahsiz olarak gölbasi’na giderek, bir araç saglayip getirmesi konusunda karara varilir. daha sonra, haci tonak ile diger ekip üyelerinin nerede bulusacagini belirlemek için sinan, kadir manga ve haci tonak, ekibin bulundugu yerden ayrilir ve inekli köyünün bulundugu yamaca dogru yürümeye baslar. ekibin nerede bulusabilecegi belirlendikten sonra haci tonak, helete köyüne giden sose yolunu da görmek ister ve sinan’dan biraz olsun uzaklasir. haci tonak, helete köyüne giden sose yoluna dogru ilerledigi sirada jandarma astsubayi selahattin ünsal komutasinda bir yay biçiminde pusuya yatmis 10 jandarmayi fark ederek geriye döner ve ”pusu… pusu var” diye bagirarak kosmaya baslar. inekli köyünün girisinden baslayan ve vadi boyunca süren çiplak tepenin üzerinde mevzilenen köylüler ve askerler de bu arada atese baslar. sinan, önce, haci tonak’in ne dedigini anlayamaz. fakat, ates baslayinca durumu anlar. askerler, ”teslim olun” diye bagirmaktadir. sinan, ”esas siz teslim olun. sizi vurmak istemiyoruz” diye karsilik verir ve arkadaslarina haber vermek amaciyla arkadaslarinin bulundugu yöne dogru topallayarak kosmaya baslar. sinan, kosarken gözlügünü düsürür. jandarmalarin açtigi ates sonununda sinan’in belindeki kütüklügün üzerinden bacagina bir kursun çarpmistir. kursun girmemistir bacagina, ama sinan sekerek arkadaslarina dogru kosmaktadir. silah ve bagirislara üç gündür açlik, uykusuzluk ve yorgunluktan uyuyakalan digerleri de uyanmistir. ahmet erdogan ile metin güngörmüs, bu kargasalik sirasinda ortadan kaybolur. geri kalan dört kisi, siper alip geri çekilmeye çalisirken ilk kursun yarasini alpaslan özdogan alir. kursun, alp’in boynunu siyirip geçmistir. birbirlerine dört, bes metre uzaklikta olan sinan, alp, mustafa yalçiner ve kadir manga, birbirini koruyarak ekin tarlasinin içinden meselige dogru çekilmeye baslar. üçü koruma atesi açarken, biri geri çekilmeye çalisir. bu nedenle, geri çekilme çok yavas biçimde olmaktadir. tepede mevzilenmis olan jandarmalar, yamaçta seyrek ve bodur meselikte siper almaya çalisan alti kisiye sürekli ates ettigi için ayaga kalkip kosmak imkânsizdir. jandarmalar tepeyi tuttugu için yamaçta bulunanlar, ates edenleri görememektedir. bir süre sonra jandarmalar, bütün vadiyi kusatan tepelerin hepsini tutar. ayrica, jandarmalarin atesine köylülerin atesi de katilmistir. jandarma ve köylülerin açtigi ates sonunda ilk kadir manga vurulur.

ve silahlar susuyor

gögsünden vurulan kadir, yarim dakika sonra ölür. ölümler pes pese gelir. kadir’in arkasindan iki-üç kursun yarasi alan alp, hemen can verir. bacagi ve omuzu kanayan sinan, yari ayakta, kuru bir agacin arkasinda siper almistir. otomatik silahiyla kesik kesik etrafi tarar. son uzun bir taramadan sonra sinan’in silahi da susar. ayagindan vurulan mustafa yalçiner, kipirdayamaz ve bir sey yapamaz hale gelir sabah saat 06.30 siralarinda baslayip, saat 08.30’a kadar devam eden çatisma sonunda sinan cemgil, alpaslan özdogan ve kadir manga öldürülmüstür. haci tonak ile çatismada yaralanan mustafa yalçiner, yakalanir. metin güngörmüs ile ahmet erdogan ise o gün kaçarak kurtulur, fakat 1 haziran günü, köylüler tarafindan yakalanarak, jandarmaya teslim edilir. tuncer sümer’in komutasindaki diger grup, sinan’in komutasindaki gurubun basina gelenleri radyodan ögrenir. bir durum degerlendirmesi yapilir ve grubun dagitilmasina karar verilir. dagilan grubun bir kismi hemen yakalanir. tuncer sümer, mustafa karadag ile filistin’e gider. deniz ve arkadaslari için, onsekiz idam karari çiktigi gün tuncer sümer, türkiye’ye gelir. o da ikinci gün yakalanir. nurhak’ta ölen sinan cemgil’in cenazesi, 3 haziran 1971 persembe günü, ikindi namazindan sonra, erenköy galip pasa camii’nde kilinan cenaze namazindan sonra üsküdar-karacaahmet mezarligi’nda topraga verilir.

Reklamlar

İşlemler

Information

2 responses

16 07 2009
Sinan Cemgil

[…] Sinan’ın Amerikalı öğretim görevlisinin Yıllardan beri ODTÜ’de İngilizce eğitim görüyorsunuz. Nasıl İngilizce bilmezsiniz? sorusuna verdiği yanıt bugünlere kadar gelmiştir: “Biz, ODTÜ’de İngilizce üç kelime öğrendik: Yankee go home.” (Turhan Feyizoğlu, Sinan: Nurhak Dağlarından Sonsuzluğa /Nurhak’ta Bir Şafaka Vakti)[2] […]

8 05 2010
hüseyin topalak

gölbaşı atatürk ilkokulunda ilk öğrenimimi gördüğümde sinanların naaşları geldiğinde 2. sınıftaydım. mustafa yalçıner’in sesini okul bahçesinden dinlemiştim. thko ruhuna saygılıyım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: