taylan’ın ölümünün 39. yılı

23 09 2008

hale özgür kıyıcı
em. yrb. talat turhan’a niye dokunulamıyor?

taylan’ın katilinin 1969’da üsteğmen 1990’da üst düzey general olduğunu ilan eden bu emekli zat hala sorgulanamıyor. (çeteleşme sayfa- 244 yazan talat turhan, milliyet gazetesi rafet ballı, milliyet gazetesi melih aşık 29 kasım 1990) dokunulmazlık nerelere varmış. kardeşimin katili olduğu iddia edilen bu tsk mensubu, acaba emekli mi olmuş, yoksa hala görevde mi?

hadi biraz hikâye yazalım bu katilin kimliği ile…

annesi babası küçük yaşta ölmüştü. dedesinin işyerinde çalışarak ortaokulu okumuş ve askeri liseye kayıt olmuştu. harp okulu o zamanlar iki yıldır. 1960 ihtilal döneminde içişleri bakanının -“pencereden atlayarak intihar” eden namık gedik beyin- o muammalı ölümüne bile tanık olmuştur. 22 şubat talat aydemir’in darbe girişimi nedeni ile sınıf okullarına gitmeleri gerekirken, kıtalarda görev alarak ya bismillah deyip hayatın akışında kendini nerelerde bulduğu meçhul bir zavallı… bu başarılı teğmen kore’ye bile gitmiş olabilir. belki aldığı terfiler bu nedenledir. 1990’da üst düzey generaldir o…

üsteğmenliğinden beri özel harp dairesinde görev almış bu özel harpçiler olmazsa bizler ne yaparız… bu vatan elden gider… hepsinden allah razı olsun, sonra bu ergenekon örgütlenmesinden mahrum kalırız. ne demiş ziverbey’in ev sahibi cellât? “ben de ergenekon’un üyesiyim. ergenekon türkiye’de bütün kurumların üstündedir” tabii bu cellâtları affetmeye hazır pek çok” aydınımız” hazırolda bekliyor.

27 mayıs’da kızılay’da iktidara karşı yürüyen bu harbiyeliler şimdi tsk’nin yazgısını yazmakla meşguller. özgeçmişlere baktığında tüm kritik mevkilerdeler. emeklileri ise; mahpusta… acaba başka emeklilerde katılacak mı?

anlaşılıyor ki;”bir ergenekon var ergenekondan içeri!” ve o düğmeye basmadan yaprak kımıldamıyor. savcılar harekete geçemiyor. geçmeye kalkanlar da hizaya getiriliyor.

hala militarizmi tartışmak bir grup marjinalle sınırlı ve bir türlü yaygınlaşamıyor. güdümlülüğe alıştık mı ne?

bunların ağababalarına daha gelemedik. onların büyük bir kısmı hesap veremeden/vermeden bu dünyadan ellerindeki kanla gittiler…

ellerinde 10 binlerce gencin kanları olanları ise alkışlamakla meşgulüz. kimisi parkinson hastası, kimisi bunamakla meşgul, geç kaldık…

oraya-buraya bomba attıranlar, halkı psikolojik olarak bezdiren bu canilerin yargılanması ise başka bir bahara kaldı… umut karlı dağın ardında mı?

dilerim soy isim benzeri olan bu savcının akıbeti sevgili doğan öz’e benzemez.

gelelim masalımıza: bir gün uğur mumcu, em. yrb. talat turan’ı arar, “ağabey panelde doğan beyazıt paşaya çatma.” bu ricanın sebebi ise paşa 9 martçıymış. kod adı bile varmış… bu adı geçen paşa da özel harp dairesinin başında olmuş biri. emekliliğinden sonra ise, genelde holding yönetim kurulu üyeliği yaptıklarından bu paşa da bir holdingde. Jitem’in varlığını küllüm inkâr eden bu paşaya sanırım aileler iyi rahmet okuyordur.

em. yrb. talat turhan’ın bu iddiasından sonra yaptığımız araştırmalar sonucunda bizdeki kanı 5 kişinin üzerinde yoğunlaşıyor. bunların bir kısmı emekli bir kısmı ise hala görevde.

yıllardır “genelkurmay niye susuyor”diye yazılar yazdım, genelkurmaya ilettim, kuvvet komutanlarına gönderdim, hatta faili bilinen cinayete kurban edilen bedrettin cömert’in kardeşi hava kuvvetleri komutanı olan kardeşine bile bu yazıları gönderdim. t.b.m.m araştırma komisyonu kurulması için müracaat ettim 20 imza toplandı, sıra hala gelemedi. isteseler grup başkanlarından herhangi biri öne aldırtabilir ama kimse oralı değil. kör dövüşü sürüp gidiyor. uğur mumcu’nun eşi bile yaşadıklarını unutup gitti. erk ne mene bir şeymiş. demek ki yaşamak yetmiyor. biraz da yürek istiyor.

güldal mumcu’ya “tuğlayı çekersem türkiye cumhuriyeti kalmaz” diyen mehmet ağar ise evlat acısına rağmen ders almamışa benziyor. cezaevleri köşelerinde yatırımlarını yönlendiren mafyözler ise kurtarılacakları günü hayal ederek yaşamlarını sürdürüp gidiyor.

suikastta kurban gittiği iddia edilen; memduh ünlütürk, ılgız aykutlu, mahmut dikler, hiram abas vd. hepsini bir operasyonla susturdular. kimin eli kimin cebinde mi denir, yoksa at izi it izine karışmış mı denir… kemal kayacan paşa ise adı hiçbir yolsuzluğa işkenceye, gizli yapılanmaya karışmamışken, bekli de bildikleri birilerini rahatsız etmeye başlamıştı. bunları telaffuz etmeye kalktığında ise onu susturdular.

kardeşimin katili olduğu iddia edilen üst düzey general beni eminim izliyorsun. eminim sen sana verilen görevi yerine getirdin. hep böyle denir ya… sorumluluğu başkasına atmanın bir yoludur bu… ama kim bilir daha neler neler yaptın ki emir aldıklarının işaretiyle, ta üst düzeylere geldin. geceleri kâbus görmez senin gibileri. kâbus görmek vicdan sahiplerine hastır… ama eminim ki korkuyorsun bir gün karşına biri çıkacak diye… ben olmayı o kadar isterim ki…

sana öbür dünyada da rahat yok. unutma; annem-babam-taylan, nice adsız sıra neferi arkadaşları seni bekliyor. aman ne şenlik olur senin bu hesapları veremeden gitmen.

em. yrb. talat turhan bu iddiada bulunurken derki “devlet cinayet işlemiştir”

bu cümle bile türkiye cumhuriyetinin resmi görevli hukukçularını harekete geçirememiştir. savcılarımızı korkutan isim kimdir ki bu kadar çaresizdirler? istanbul basın savcısı nurten hanım hala aynı makamdadır. kendisine gidip suç duyurusunda bulunduğum zamanı unutmamıştır. tüm yayınları makamında teslim ettim. şimdi sorarlar adama hukuka güveniniz var mı diye…

o makamların geçici olduğunu sanırım ki bilmezler. buğday başağı gibi rüzgarın yönüne doğru sallanmak niye? var olan yetkilerini kullanamayan makamlarda şimdi oturanlar tarihe nasıl geçeceklerini düşünmeliler.

ergenekon savcısı, sanırım oğlum sinan taylan ile yaşıt. yolu açık olsun. var olan yetkilerini kullandığı için. 12 mart dönemini de araştırırsa kim bilir nelerle ve (hangi) tanıdığımız isimlerle karşılaşırız. fadime şahin dosyası kim bilir nerelere götürür. belki de ağrı’ya kadar uzanır. belki veli küçük ağrı’da da görev yaparken birilerini tanımıştır. irfan solmazer-numan esin’in almanya bağlantısında kim bilir kimler çıkar karşımıza. belki de “deniz feneri” dosyasına benzer ilişkiler…

12 mart döneminde faik türün’den özür dilemek için sıraya giren, günahlarından arınmak için anadan-üryan koğuşta dolaşanları, süleyman demirel’i vatansever ilan edenleri şimdi anılarda okumaya başladık…

Reklamlar

İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: